Reklam
Vay Çatı'ma gelenler
Reklam
Hayalet Yazar

Hayalet Yazar

Vay Çatı'ma gelenler

13 Temmuz 2014 - 20:14 - Güncelleme: 13 Temmuz 2014 - 22:28

Menderes hükümeti zamanında iyice belirginleşen, sonrasında ülkemizin kaderi haline gelen ABD emperyalizmi tarafından yönlendirmelere hiçbir hükümet karşı gelemedi; şimdilik gelmesi de mümkün değil. Çünkü Türkiye'de kurulan hükümetlerin arkasındaki güç onlar. Maddi olanakları haricinde medya güçleri de bulunan mihraklar bu sayede yurdumuza rahatlıkla müdahale edebiliyor. Karşı gelemeye çalışanların başına gelenleri şu an en şeffaf biçimde görebiliyoruz. Çıkarlar çatıştı mı tüm kirli çamaşırlar ortaya seriliveriyor. AK Parti-Cemaat çatışması da bunun en açık örneğidir.

ABD-AKP-Cemaat işbirliği yıllardır Türkiye'de istediklerini yaptı, AK Parti bu güçleri arkasına alarak şu anki gücüne ulaştı; lakin onların çıkarlarına uymayan birkaç projesini hayata geçirmeye kalkışınca Tayyip Erdoğan ismi çizildi.
Geçmiş dönemleri incelerseniz, yapılan darbelerin, sağ-sol çatışması finansmanlarının da bu güçler olduğunu apaçık görülebilirsiniz. Ama onlara bunlarda yetmedi, Türkiye'nin Cumhuriyetleşme sürecinde çözüme kavuşturulması gereken Kürt sorunundan nemalandılar ve yıllardır kardeşi kardeşe kırdırıyorlar. Bu yöntemle hem ülkenin istikrarını bozmayı başardılar; hem de Türkiye'den ve örgütten silah pazarında yararlandılar.
Yıllar yıllar öncesi çözülmesi gereken sorun son 2 yıldır çözüm aşamasında, iyi veya kötü ilerleme kaydediyor, gerçeğine bakacak olursak ülkede artık kan dökülmüyor, maddi imkanlar terör için harcanmıyor. Yani az da olsa Türkiye istikrar yakalamaya başlıyor. Bu olayı gören emperyalist güçler bir yandan "Ortadoğu ülkelerinde Arap Baharı operasyonlarını yürütürken" bir yandan da Türkiye'yi frenlemek için düşüncelere kapıldı. Şansları yaver gitmiş olacak ki Gezi Parkı için birleşen bir kesim gencin ayaklanmasına Ortadoğu'da yaptıkları gibi destek verdiler; olayları provokatörleri sayesinde büyüttüler de büyüttüler. Sonuç olarak faizler yükseldi, dolar tavan yaptı, istikrar bozuldu ama hükümet düşmedi. Olmadı, dış güçlere buda yetmedi, ülkemizin başbakanını, bakanlarını, kurmaylarını, iş adamlarını hatta ve hatta Milli İstihbarat Teşkilatımızı dahi dinlemişler, ayakkabı kutuları meydana çıktı. Bir rivayete göre kendi bankamız ayakları üzerinde durmaya başladığı için dış güçlerin yapmaya çalıştığı darbe girişimiydi bu.  Yersen tabii…

Bir gerçek vardı ki o da yolsuzluk yapıldığıydı. Çünkü kimse babasının hayrına 700 bin dolar bedeli olan kol saatini kimseye hediye etmez, hiçbir iş adamı havuza yüz binlerce lira karşılıksız aktarmaz. 
Ancak ülkesinin selametini düşünen hiçbir Allah'ın kulu Cemaat-ABD işbirliği içinde yürütülen dinlemeleri kendine malzeme etmemeli. 2014 yerel seçimlerine hazırlanan CHP ve MHP genel başkanlarının miting alanlarında içinde "Tape"lerin yer almadığı konuşması yoktu. Örnek olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan bahsedelim. Seçim programlarında gittiği her yerde sadece tapelerden, yolsuzluklardan nemalanmaya çalıştı. Haftalık grup toplantısında ne konuştuysa gittiği her il/ilçede tekrarladı aynı cümleleri. Tek kelime siyaset yapmadı, seçilirse ne yapacaklarından dahi bahsetmedi. Ülkemiz üzerinde oyun kurmaya çalışan, ABD'nin piyonu haline gelmiş sözde cemaat lideriyle oy pazarlığı yaptı, istedikleri isimleri il/ilçe genelinde belediye başkan adayı olarak gösterdi, hayallerinde %30'dan fazla oy almak vardı ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları yaptığı hataları, sermayenin “daha ana muhalefet lideriyken oyuncağı olmayı başardığını” anladı ve oyunu vermedi.
Ülke siyaseti bugünlerde Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kilitlenmiş durumda. Ana muhalefet ve muhalefet liderleri Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı seçilmemesi için elinden geleni yapacağını beyan ediyorlardı. Lakin bekleneni yine yapamayacakları aşikar. Neden mi? Çünkü yerel seçimlerde yaptıkları hataların aynısını yapıyorlar. Ülkemize nifak tohumları ektikleri apaçık olan ABD destekli sözde cemaat liderinin istekleri doğrultusunda hareket etmeye devam ediyorlar. Siyasetçi olmamamıza rağmen hepimiz bu olayları rahatlıkla okuyabiliyor; iç düzenimiz üzerinde kurgular yapıldığının farkına rahatlıkla varabiliyoruz. Anlamadığım ülkemizin ana muhalefet ve muhalefet parti liderleri nasıl olur da bunları göremez. En vahimi de ne biliyor musunuz? Yaşananları okumasına rağmen bu yönde hareket etmeleri... Ve bu siyasetçiler yurttaşlarımızın bağrına basacağı bir kişi yokmuş gibi dış güçlerin önerisiyle Ekmeleddin İhsanoğlu Türkiye Cumhuriyeti'ne 5 parti tarafından Cumhurbaşkanlığı makamına aday gösterildi.

MHP'yi bilemem ama bana inanın bin yıl daha yaşayalım, yüzlerce Cumhurbaşkanlığı seçimi görelim Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu yine de CHP tarafından aday gösterilmez. Neden mi bu kadar emin cümleler kuruyorum? Çünkü CHP’nin başına bir daha Kemal Kılıçdaroğlu gibi makam-koltuk sevdalısı biri daha gelmeyeceğini bildiğim için... Bir ihtimal Ekmel Bey seçilir, Tayyip Erdoğan’ın yükselişi sona erer, gelecek genel seçimlerde kualisyon hükümetinde yer alabilirim düşüncesi taşıyor. Ama hiç düşünmüyor, yıllardır bu partinin başında duruyor, solculuktan, Deniz’lerden, Mahir’lerden dem vuruyorum, şimdi tabanımın onaylayacağı birini aday yapmam gerekmez miydi demiyor. Tek derdi yerel seçimlerde de ittifak yaptığı kişileri kaçırmamak. Kim takar tabanı… Gün gelecek, bu seçimde geride kalacak. Ve ertesi sabah kalktığında “vay çatı’ma gelenler” diye kara kara düşünmeye başlayacak…
Şimdi yazacaklarıma önemle dikkat etmenizi temenni ediyorum. Halkların Demokratik Partisi (HDP) halkların adayı profiliyle Cumhurbaşkanlığı makamına aday gösterdiği Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş sayesinde Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan, kendini solcu/sosyalist olarak gören insanları tercihsiz bırakmamış durumda. Şahsi fikrimi söylemem gerekirse solcu/sosyalist kesmin HDP'ye bir teşekkür borcu bulunuyor. Eminim ki onu da sandıkta ödeyecekler…

Hatırlatma: Her şeyi bir kenarı bırak, benim eski genel başkanıma kaset komplosu düzenleyenler, yıllardır birlikte yol yürüdükten sonra çıkarları çatıştığı için birbirlerinin kirli çamaşırlarını dünyaya sergilemekte bir an olsun tereddüt etmeyenler yarın öbür gün bana neler yapmaz ki diye düşünmeli insan…

Son Yazılar