Reklam

Büyükşehir’de 8 saatlik bütçe maratonu: Muhalefetten ‘hayalperestlik’ ve ‘yatırımsızlık’ eleştirisi

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kasım ayı Olağan Meclis Toplantısı 6. bileşiminde Büyükşehir’in 2022 Mali Yılı Performans Programının görüşüldü. Cumhur İttifakı tarafından ulaşım, trafik ve kentsel dönüşüm odağında yatırımsızlıkla eleştirilen bütçe planı, Cumhur İttifakı’nın ‘Hayır’ oyuna karşılık Millet İttifakı’nın ‘Kabul’ oylarıyla kabul edildi.

Büyükşehir’de 8 saatlik bütçe maratonu: Muhalefetten ‘hayalperestlik’ ve ‘yatırımsızlık’ eleştirisi

İzmir Büyükşehir Belediyesi Kasım ayı Olağan Meclis Toplantısı 6. bileşiminde Büyükşehir’in 2022 Mali Yılı Performans Programının görüşüldü. Cumhur İttifakı tarafından ulaşım, trafik ve kentsel dönüşüm odağında yatırımsızlıkla eleştirilen bütçe planı, Cumhur İttifakı’nın ‘Hayır’ oyuna karşılık Millet İttifakı’nın ‘Kabul’ oylarıyla kabul edildi.

Büyükşehir’de 8 saatlik bütçe maratonu: Muhalefetten ‘hayalperestlik’ ve ‘yatırımsızlık’ eleştirisi
25 Kasım 2021 - 09:40

 İzmir Büyükşehir Belediyesi Kasım ayı Olağan Meclis Toplantısı 6. bileşimi Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer idaresinde gerçekleştirildi. Oturuma, CHP İzmir İl Başkanı Deniz Yücel de katıldı. 
Büyükşehir’in 2022 Mali Yılı Performans Programının görüşüldüğü meclise ulaşım, trafik ve kentsel dönüşüm konusunda yapılan eleştiriler damgasını vurdu.

Meclisin açılışında konuşan Başkan Soyer, son günlerde art arta rekor tazeleyen döviz kurlarına gönderme yaptı ve  "Umarım Euro ve Dolar dalgalanmalarının olmadığı ve yeniden revize etme ihtiyacı duymadığımız bir bütçe olur" dedi.

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Bülent Sözüpek’in sunumunun ardından bütçeye ilişkin partilerin grup başkanvekillerine söz verildi.

Muhalefet tarafından yapılan eleştirilerde bütçenin yatırımlara yer vermemesi ve gerçeklikten uzak olduğu söylenirken CHP tarafından yapılan konuşmalarda ise merkezi yönetim seviyesinde ülkenin içinde bulunduğu mevcut ekonomik kriz eleştirildi ve belediyelerin ekonomik yapısının devletin mevcut ekonomik durumundan bağımsız düşünülemeyeceği söylendi.

Başkan Soyer ise konuya ilişkin orman yangını örneğini verdi ve “Bir orman yanıyorsa bir grup ağacın kendini kurtarması mümkün değildir. Bu yangını hep birlikte söndürmeliyiz” dedi.

“EKONOMİYİ BU HALE GETİRENLERİ KIYASIYA ELEŞTİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ” 

Son günlerde ülkenin bir numaralı gündemi olan döviz kurları üzerinden merkezi iktidara yüklenen ve belediyelerin bütçelerinin ülke ekonomisinden bağımsız düşünülemeyeceğinin altını çizerek konuşmasına başlayanCHP Grup Başkanvekili Mustafa Özuslu, “Herkesin bildiği gibi bir belediyenin bütçesinin etraflıca değerlendirilebilmesi ancak e ancak bağlı olduğu devletin ekonomik koşulları bağlamında düşünüldüğünde anlamlı olur. Tüm vatandaşlar gibi kurumlar da devletin ekonomik durumunda etkilenir. Bu ekonomik durumun yansımalarını doğrudan tecrübe ederler. Kur, faiz, enflasyon… Bu üçgeni anlamadan, görmeden tabii ki ülke ekonomisini anlamak mümkün değildir. Bugün Türkiye ekonomisi vatandaşını derin bir yoksullukla baş başa bırakıyor. Bu ekonomik girdap vatandaşlar arasındaki uçurumun daha da derinleşmesine sebep oluyor. Aslında konuştuğumuz bütçe bir rakam değil. Bütçe aslında bir yaşam, yaşamın ta kendisidir. Bugün gerçekten iyi yönetilmeyen ve pandeminin etkisiyle de gittikçe yoksullaşan bir Türkiye fotoğrafıyla karşı karşıyayız. İktidarı ve muhalefetiyle bu fotoğrafa hepimizin iyi bakması gerekiyor. Ekonomiyi bu hale getirenleri kıyasıya eleştirmek mecburiyetindeyiz. Eleştireceğiz ki doğru yolu bulabilelim. Bu ülkede ekonomiyi konuşurken milli geliri de konuşmak zorundayız. Kesin olan bir gerçek var bu ülkede son 7 yıldır milli gelir düzenli olarak düşüyor. Bu da vatandaşların milli gelirden aldığı payın düşmesi demektir. Dünya Bankası tarafından açıklanan kişi başına düşen milli gelir de bunu gösteriyor. Bugün asgari ücret 2 bin 825 lira. Yoksulluk sınırı ise 10 bin liranın üzerinde. Biz İBB olarak sosyal yardımlara bu yüzden önem veriyoruz. Bizim bu anlamda pandemiyi de dikkate alarak yoksullaşan… Şimdi bir de derin yoksulluk kavramı çıktı. Bu yüzden, yardıma ihtiyacı olan hane sayısının artması nedeniyle bizim de bütçemiz etkilendi. Helali hoş olsun. Biz zor durumda kalan vatandaşlara sessiz kalamayız. İşsizlik resmi rakamlara göre 11.5. Bunun yanında neredeyse 4 gençten 1’i işsiz. Bu çözülemeyip giderek artan bir problem. Bir de iş aramaktan vazgeçenler bu sayılara dahil değil. Merkezi yönetim bütçesi, giderek açık veren ve faiz bütçesi haline gelen bir bütçe haine geldiğini geliyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın bir teorisi var. Faiz sebep enflasyon neticedir diye. Bu tartışma teknik olarak tartışılabilir ama vatandaş şunu biliyor. Enflasyon netice. Vatandaş bunu biliyor. Yoksulluk netice. Bunun sebebi ne? 20 yıldır bu ülkeyi yöneten bir iktidar var. O iktidarın sorumluluğunu konuşmayacağız da neyi konuşacağız? Kurun oynaması, dövizin fırlaması gibi durumlar bir araya geldiğinde daha az yol, daha az metro, daha az aileye sosyal yardım ve daha az kişiye istihdam olarak bize dönüyor. Bunlar yokmuş gibi davranamayız. Bugün önemli problemimiz finansman sağlamak. Allaha şükür büyükşehir belediyemizin böyle bir sorunu yok. Uluslararası finans kuruluşları güven duyduğunda sana gerekli yatırımları yapar” dedi.

“BU BİR ALGI OPERASYONUDUR”

İzmir özelinde de değerlendirmelerde bulunun Özuslu, İBB’nin boraları ve kredi notlarına ilişkin yapılan eleştirilere de değindi ve “Gelelim İzmir’e… Zor bir yıl geçirdiğimiz kesin. Daha zorlu bir yılı göğüslemek için kılı kırk yararak İBB’nin bürokratları bir bütçe hazırladı. Biliyoruz üzerimize gelen yükün ağırlığını. Bu bütçe çalışmaları temmuz ayında başladı. Euro kuru o zaman 9,5 liraydı Biz kaçla bu bütçeyi tahmin ettik? 10,5 lira. Kur bugün 15 lira civarında. Gelin de bu şartlarda gerçek, reel ve yönetilebilir bir bütçeden söz edin! İBB, ülke ekonomisi, enflasyon, kur değişimleri ve inşaat gibi çeşitli faaliyet alanlarındaki yükselen maliyetlere rağmen dengeli, akılcı, gerçekçi ve doğru bütçe yönetimi nasıl icra edilir dersi vermiştir, bu bütçe böyle bir bütçedir. Temel bazı girdiler var. Bizim bütçemizi yumurta, tuz etkilemiyor. Ama beton, kum, demir gibi şeyler bizim bütçemizi etkiler. Üzerine basarak vurguluyorum. İBB'nin finansal sıkıntısı nedeniyle ötelenmiş ya da geciktirilmiş tek bir yatırım yoktur. Eğer ekonomi kitabı yeniden yazılıyorsa bütçe yönetiminin kıtalarından biri de İBB’de yazılıyor. Bu gurur hepimizindir. 2021 Ocak-Eylül döneminde Türkiye’de yüzde 11,35 ile en çok vergi toplayan 3. il. Bu haliyle 23 büyükşehir toplamından daha fazla vergi toplamış durumdayız. Ama maalesef İzmir, vergi gelirlerinin sadece ve sadece yüzde 2’sini yatırım harcaması olarak merkezi hükümetten almıştır. İzmir’in topladığı vergiye göre aldığı yatırım harcaması oranıyla 81 il arasında 76. sırada. Biz İBB olarak tüm kaynaklarımız İzmir için seferber ediyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz. Hesabını vermeyeceğimiz bir icraatımız yok. Ama İzmir merkezi iktidar gözünde gördüğü değerin hesabını sormalı. Bütçe bir tercihtir. Biz 2022 yılında tercihimiz kamusal yatırımlardan yana kullandık. İzmir halkına en öncelikli hizmeti nasıl yaparızın üzerinden gittik. Yoksulluk yönetilmez. Yoksullukla mücadele edilir. Biz de kamucu ve halkçı insanlar olarak yoksullukla mücadeleyi merkezimize alıyoruz. Bütçemizde de bu görülüyor. Ama esas mücadele merkezi iktidarla yapılır. Eğer merkezi yönetim bir şey yapmazsa belediyelerin yaptıkları yeteriz kalır. Borç mesesine gelelim… Bazı kişilerin dediği gibi İBB, bir borç batağında değildir. Bu bir algı operasyonudur. Bizim sürdürülebilir borçlarımız vardır. Göreve geldiğimiz günden bu yana 4,5 milyar borçlanma yapılmış. 3,9 milyar borç ödemesi yapılmış. Eğer kur artışı olmasaydı bizim borcumuz 5 küsur milyar olacakken kur farkı nedeniyle bizim borçlarımız dün 4.6 milyardı bugün 5 milyar. Bu, ülkedeki ekonomik istikrarsızlığın göstergesi değil de nedir? Kur farkında doğan borç fazlasıyla biz 46 kat daha fazla ayni ve nakdi yardım yapabilirdik, 5 bin 750’den fazla masal evi, 1 tane daha Buca Metro yapabilirdik. 736 otopark yapabilirdik, 11 tane Çiğli Tramvayı yapardık. Kredibilite meselesine de gelelim… İBB’ni kredi notu yüksektir. Bu nedenle uluslararası kuruluşlarda iş birliği yapabiliyor. İBB’nin bütçesi güvenli ve istikrarlıdır. Pandemiye, sele ve depreme rağmen dimdik ayakta durarak hiçbir görevini aksatmadı. İBB bugün kimsesizlerin kimsesi olduğu kadar toplumcu belediyecilik anlayışının da en önemli örneğidir” diye konuştu.

“SAYIN SOYER SANKİ HALA ADAYMIŞ GİBİ…”

AK Parti adına konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Özgür Hızal, Özuslu’nun genel siyaset üzerinden yaptığı konuşmaya tepki gösterdi. Bütçe konusunda ise Büyükşehir yönetiminin 2,5 yıllık bütçesiyle etkili yatırımlar yapmadığının altını çizen Hızal, 2022 yılı bütçesini de bu bağlamda eleştirdi ve “Her seferinde Mustafa Özuslu’nun CHP’nin İzmir’deki grup Başkanvekili olduğunu unutması ve konuşmasının 25. Dakikasında İzmir’i hatırlaması manidar. Ben AK Parti Grup Başkanvekili olarak ağırlıklı olarak İzmir’i konuşacağım. Bütçe konuşuyoruz. Esasında ben bütçe konuşmamı hazırlarken faaliyetle alakalı kafamda bazı soru işaretleri vardı. Bütçe deyince aklımıza ilk gelen şey para ve kaynak. Bunları deyince aklımıza gelen şey de yatırımlar. Çünkü İBB’nin devası bütçesini kullanan sizler bunları kişisel harcamalarınız için kullanmıyorsunuz. Bunları yatırımlar için kullandığınızı iddia ediyorsunuz. Peki yatırımlar denince aklımıza ne geliyor? İzmirlilerin sorunları ve sizden beklentileri geliyor. Yine Sayın Soyer’in İzmirlilere vermiş olduğu sözler ve vaatler geliyor. Dolayısıyla bütçe değerlendirmesini yatırımlar, kaynaklar ve vaatler üçgeninde değerlendirmek istiyoruz. Sunum yapıldı. Gönül isterdi ki bu gösterimde bir tane gerçek fotoğraf olsaydı. Bütün fotoğraflar yapılması planlanan fotoğraflardı. Siz, göreve geleli 2,5 yıl oldu. Toplam görev sürenizin yarısı. Dolayısıyla Sayın Soyer’in hala adaymış gibi ‘Yapıyoruz, yapacağız, yapmaya çalışıyoruz’ gibi ifadeler kullanması İzmirlilere haksızlıktır. Sizin sadece İzmir için kullandığınız kaynak 25 milyar. Bu bütçeyi kullanmışsınız. Bugün de 12,5 milyar gibi bir rakamla karşımıza çıkıyorsunuz. Biz bugünü değerlendirirken geçmişe bakmak zorundayız. Çünkü geçmişte yaptıklarınız, gelecekte yapacaklarınızın teminatıdır ya da yapamadıklarınızın. Siz geçen yıl ne vaatler vermişiniz? Geçen sene 9 milyar olan bütçeniz bu yıl 12,5 milyara çıkmış. Yüzde 38 artmış yani. Bunun yüzde 85’i merkezi hükümetten gelen para. Sosyal demokrat olduğunu iddia eden bir anlayış, Türkiye’ni 81 iline yapılan yatırımla ilgili bir eleştiri ortaya koyulmasını anlayamıyorum. Meseleye böyle bakarsanız doğru olmaz. 2,5 yılda 25 milyar lira para harcayan bir İBB yönetimi var. Bu bütçeyi değerlendirirken şuna da bakmalıyız: İcracı kimliğiniz ne kadar ön plana çıkıyor” dedi.

“SAHAYA ÇIKIP PARAYI DOĞRU YERLERDE KULLANMANIZ GEREKİYOR”

Eleştirilerini başlıklar halinde sıralayan Hızal, altyapı, yol ve trafik konusunda bugüne kadar verilen vaatlerin yerine getirmediğine dikkat çekti ve “İzmir’in temel problemlerinden biri olan altyapı, ulaşım ve trafik. Mümkün olduğunca trafik problemini konuşmak istemediğinizin farkındayım. Ama bu bir gerçek. Trafik denince İBB Başkanı Sayın Soyer’in verdiği bazı vaatler var. Sayın Soyer 179 km olan raylı sistemi 340’a çıkaracağını söylemişti. Zaten var olan 179 km’nin 135’i de merkezi hükümet tarafından yapılmıştı. Yani merkezi hükümet İzmir’e bir ray döşemedi iddiası yalandır Buca metrosunu yapacaklarını söylemiş Sayın Soyer. Hatta hızını alamayıp Karabağlar’a da yapacaklarını söylemiş. 3 noktada trafiği yerin altına alacaklarını söylemiş. 3 yeni ana transfer merkezi kuracağını, akıllı trafik sisteminin etkin çalışması için gerekli kurumlarla birlikte çalışacaklarını söylemiş. Bunları adaylık döneminde İzmir’deki trafik ve ulaşım problemini görerek söylemiş. Aradan 2,5 yıl geçmiş ve 25 milyarlık da bir bütçe kullanmışsınız. Geçen yıl yine bu meclis toplantısında sizlerle birlikte yine İBB’nin 2021 yılı bütçe tasarısını konuştuk. Bu görüşmelerde gerek Sayın Soyer gerekse Mustafa Özuslu çıktı bazı ifadeler kullandı. Sayın Özuslu, 2021 yılında özellikle alt ve üst geçitler için ciddi bir bütçe ayrıldığın söylemiş. Saha sonra Sayın Tunç Soyer de ulaşım projelerinde Karşıyaka İskelesi’nin önündeki trafiğine yer altına alınması projesini tamamlandığını söylemiş. Siz bunları söylerken İBB’nin bu konuyla alakalı ayırdığı toplam bütçe 1.6 milyardı. O gün de çok hava atıyordunuz, bunları bunları yapacağız diye. Bugün bunu 2 milyarın üzerine çıkardınız. Siz gerek 202’de gerek 2021’de gerekse bugün bütçeyi hazırlarken kendinize birtakım hedefler koydunuz. Siz bırakın genel ekonomiyi, İzmir’in durumu ortada. Sizin söyleminize göre Buca Bornova arasındaki tünel yüzde 54 seviyesine gelmesi lazımdı, Çiğli Tramvayı’nı kullanıyor olmamız ve Buca Metrosu’nun yüzde 26’sının bitmiş olması gerekiyordu ama inşaatına bile başlayamadık. Dün Sayın Başkan bu metro hattıyla ilgili bir tweet attı. Kur arttı bir metro parası gitti diye. Ancak sayın Soyer Buca Metrosu'na 2020 yılı içerisinde başlıyoruz diye de paylaşım yapmıştı. 2020 yılında başlayacak olan metro. Bu da Tunç Bey’in sözü. Demek ki öyle kalkıp birtakım gelişmeler üzerinden bazı mazeretler ortaya koyarak bir şehir yönetmek ya da belediyecilik çok doğru değil. Kısacası geçmiş yıllardaki performansınız ve vaatlerinize bağlılığınız ortadayken bu yıl bütçeyi rakamsal olarak artırmış olmanızın herhangi bir anlamı yok. Sizin bu bütçeyi sahayla ve gerçeklerle örtüştürmeniz gerekiyor. Ne zaman ki bu yatımları ortaya koyarsınız, o zaman biz de bütçenizin doğru bir bütçe olduğunu söyleriz Ulaşımla, yolla alakalı mesele bu. İzmir’de Türkiye’nin akılsız demeyeceğim ama en saf trafik sistemi var. Demek ki başlıyoruz demekle, bütçemizi iki katına çıkardık demekle, metro inşaatı yapıyoruz reklamlarıyla olmuyormuş. Sahaya çıkıp parayı doğru yerlerde kullanmanız gerekiyor” diye konuştu.

“TAKDİRİ İZMİRLİLERE BIRAKIYORUM”

Kentsel dönüşüm başlığına da değinen Hızal, İZBETON eleştirisi yaparken kentsel dönüşüm konsuunda İBB’nin sınıfta kaldığını söyledi ve “İkinci başlığımız İzmir’in deprem gerçeği, kentsel dönüşüm gerçeği ve planlaması. Biz İBB Meclis üyeleri olarak 30 Ekim sonrasında konuşacağımız en önemli konu buydu. Ama bu konuda da sınıfta kaldık. Bir emsal artışı meselesini dahi ilçeler arasında ayrım yaparak çözme noktasına gittiniz ki bu da İzmir’de eşitlikçi davranmadığınızın göstergesi. Böyle bir emsal artışı olmaz. Bunun revize edilmesi gerekiyor. Deprem İzmir’in önlenemez bir gerçeği Dolayısıyla İBB’nin birinci önceliği deprem ve kentsel planlama olmalı. Bu konuda Sayın Başkan Soyer ne vaatlerde bulunmuş? İzmir’i yerinde uzlaşıyla dönüştürmeye öncelik vereceklerini söylemiş. Tüm bölge ve ilçelerde estetik ve sağlıklı bir dönüşüm gerçekleştireceklerini söylemiş. O zaman neden İzmir’deki kentsel dönüşüm çalışmalarına karşı çıkıyorsunuz? Karabağlar, Urla… Bakıyoruz, çok kurtarıcı olarak gördüğünüz ve maçı değiştirdiğini iddia ettiğiniz İZBETON ne yapmış? İZBETON’un asli görevi olan yol yapım ve bakımının ortalama süresi 6-8 hafta. Çünkü İZBETON beton üretemiyor. Yaz aylarında tesisi bakıma aldık diye yalan söylüyorlar Sonra bu şirket çıkıp İzmir’deki kentsel dönüşümü yapacak. Hadi oradan denilir. 2-3 çalışma verdiniz. İZBETON batıyor dediğimde kızıyorsunuz. Ama İZBETON iflasa sürükleniyor. Bugün İZBETON’un açmış olduğu ihalelere tabii ki de hiçbir firma girmez. Siz açılan ihalelerde parti ayrımı yaparsanız kim girer? 2020 ve 2021 yılında kentsel dönüşüm hedefi koymuşunuz bu yıl olduğu gibi. Bu yıla kadar yapmanız gereken 2 bin 600 küsur bağımsız bölüm yapılması gerekiyormuş. Bugüne kadar tam manasıyla yaptığın bağımsız bölüm sayısı bin 28 adet. Geçen yıl bu konuda ayırdığınız bütçe 236 milyonken bu yıl 161 milyona düşürmüşüz. Kentsel dönüşümdeki bir başak başarısızlığınız… Yakın zamanda Sayın Genel Başkanınız Uzundere’de bir temel atma törenine gitti. Orada Uzundereli vatandaşlarımız sizler sayenizde sizin yüzünüzden kentsel dönüşüm mağduru olan İzmirliler Kemal Bey’e sizi şikayet ettiler. Sayın Kılıçdaroğlu da ‘Biz yapamıyoruz, yapamadık, gelsin hükümet yapsın.’ Ben de burada şunu söylüyorum: Vatandaşın tapularını iade edin hükümet gereğini yapar. Hükümet en kısa sürede mağduriyeti çözecek. Bu insanlar Sayın Tunç Bey’den randevu talep ettiler. Sayın Başkan 40 gün sonrasına randevu verdi İzmir’in deprem gerçeği ve sorunu… Sayın Başkan bu sorunlar İskoçya Parlamentosu’nda yaptığınız konuşmadan çok daha değerlidir. Gönül isterdi ki hemen ertesi güne randevu verseydiniz. Bu yıl kentsel dönüşüm için 52 milyon ayırmışsınız. Geçen yıl 72 milyonmuş. Siz geçen yıl bu parayla ne yaptınız da bütçeyi düşüyorsunuz. ‘Biz bu iş için par harcamıyoruz, kat karşılığı yapıyoruz’ demeyin. Gidin ücretiyle doğru düzgün yapın b işi. Depremden hemen sonra bu bütçeleri artırdığınız söylediniz. İz bu 52 milyonluk bütçenin 40 milyonunu İzmir’in yapı stoku envanterini çıkardınız. İzmir’deki yapılar 7’ye yakın bir depremde İzmir’in yarısı yıkılır. Bu gerçek için envanter çalışmasına gerek yok. 4,5 milyon nüfusa sahip bu kent, Başkan’ın etrafındaki fantastik fikirli 5 danışmanın fikirleriyle yönetilemez. İzmir’de ulaşım, trafik, kentsel dönüşüm mesellerindeki geçmişteki vaatleriniz, başarınız, bütçe ve yaptıklarınız da ortada. Ben takdiri İzmirlilere bırakıyorum” dedi.

“BÜTÇENİN İŞİ BOŞ VE YATIRIMDAN UZAK”

Hızal, hazırlanan bütçenin gerçekçilikten uzak olduğunu belirtti ve sözlerini şu şekilde sonlandırdı; “Birçok hedefiniz ve vaadiniz vardı. Bunların birçoğunu yapamadınız. Opera binası yapılmadı, gençlik merkezi yapmadınız, Evka-3’teki meşhur öğrenci yurdu yapılmadı, semt garajı yapılmadı. Ne yaptınız? 20 masal evinden bahsediyoruz, hala yapacağız diyorsunuz. 6 tane masal evi yapmışsınız. Masal evi dediğiniz şey nedir? Bu bütçe işi boş, dışı boş, gerçekçi olmayan bir bütçe. Bu para yatırımlara gitmiyor ama bir yerlere gitmiş. Bir sanal maratonu yapmışsınız. 70 bin avro vermişiniz. Ama o sistem çalışmıyor. Heykel sayma ihalesi yapmış, trafik hunisi koyma ihalesi yapmış, TÜLOV denilen vakfın İzmir’deki programını finanse etmiş. Sonra da İBB’nin neden yatırım odaklı bütçesi yok diyoruz. Biz İBB’nin borcunun 10 milyar neden oldu diye sormuyoruz. İBB’nin borcu 10 milyar olmuşken siz bunu karşılığında ne yaptınız diyoruz? Siz borcu borçla kapatmaya çalışıyorsunuz. Belediyecilik işi mazeret üretme ve bu mazeretlerin ardında sığınarak iş üretmeme işi değildir. Siz zor koşullara rağmen bir şeyler başarabiliyor musunuz? Ever pandeminin yıkıcı koşullarını ve ekonomimizin sıkıntılarını gördük. Ama buna rağmen devlet, makro ve mikro ölçekte yapması gereken tüm yatırımları yapıyor. Keşke siz de yapsaydınız. 2022 yılının 2021’den bir farkı yok. 2022 yılında da bütçe içi boş, yatırımdan uzak bir bütçe ve performans. AK Parti grubu olarak bütçeye ‘Hayır’ oyu kullanacağımızı belirtmek istiyorum.”

“BU PERFORMANS RAPORUNU İZMİR'İ DEPREM SORUNUNU ÇÖZECEĞİ GÖRÜŞÜNDE DEĞİLİZ”

MHP Grubu adına söz alan Grup Başkanvekili Selahattin Şahin ise kentsel dönüşüme ilişkin çalışmalara ilişkin birtakım eleştirilerde bulundu ve "İzmir'imizin kronikleşmiş sorunlarımızın çözülemediğini gördük. 30 Ekim 2020 yılında yaşanan depremin üzerinden 1 yılı aşkın bir süreç geçti. İzmir depreminde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Deprem değil binalar öldürür sözünü her zaman hatırlamanız lazım. Yıkılan binaların tamamı ruhsatlıydı ancak nende yıkıldı? İmar planları yapılırken zemin neden incelenmedi. Belediyeler ruhsat verirken neden gerekli hassasiyeti göstermedi. CHP Bayraklı'nın eksi ilçe başkanı zararının tanzimini istedi ancak ne hikmetse istifalar ile görevden düşürüldü. Bizlerin tarafından verilen emsal artışı önerimiz gündeme dahil alınmadı. Bu çalışmalar Büyükşehir yönetimi tarafından depremin hemen sonrasında yapılmalıydı. Biz bu performans raporunu İzmir'i deprem sorununu çözeceği görüşünde değiliz.  İçinde bulunduğumuz bina ve fuar holleri olmasa İBB çadırda hizmet verecekti. Bütçe de ayrılan payların yeterli olmadığı görülmektedir. İzmir trafiği konusunda sorunu araç sayısına bağlamak, konudan ne kadar bi haber olunduğunun göstergesidir. Kent içinde ulaşımın rahatlaması için otopark, üst ve alt geçit, alternatif yollar yapılmalıdır. Çevreyolu bugünkü yükü kaldıramamaktadır. Bir kentin sağlıklı büyüyebilmesi için planlama çok önemlidir. İmar planlamalarını yaparken şehrin kültürel kotalarını iyi okumak lazım. İzmir hangi potansiyeli ile ön palana çıkıyor? Tarım mı? Turizm mi? Sanayi mi?  Performans kitapçığındaki hedeflerin gerçekleşemeyeceği şimdiden görülmektedir. 2022 İBB Performans Programında bazı hedefleri inceledim ve bunların İzmir'in sorunlarını çözmekte yetersiz olduğunu gördük. Alt ve üst geçit hedefleri çok düşük ve nereler yapılacağı belirtilmemiş. Gerçeklerden uzak bir mali bütçe hazırlanmış. Biz söylediklerimizin tersi olsun isteriz. İzmir daha çok projeye ve hizmeti hak ediyor. Klan süreçte İBB proje anlamından İzmir'in sorunları anlamında büyük atılımlar yapar ve sorunlara çözüm bulunabilir" dedi.

“GEREKENLER DE YAPILACAKTIR”

İYİ Parti Grup Başkanvekili Kemal Sevin ise yapılan eleştirilerin dikkate alınması gerektiğini belirtti ve “Mustafa Özuslu kardeşim dünya ve ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntıları dile getirdi ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Özgür Hızal kardeşimiz AK Parti'den bütçenin yatırımlar odaklı değerlendirmesini yaptı, altyapı ulaşım i trafik konusundaki gerekli önemlerin vermediği dile getirdi ve verilen vaatlere uyulması gerektiğin dile getirdi. Makul düzeyde düşüncelerini dile getirdi. Bu düşüncelerini dikkate alınmasında fayda var. Selahattin şahin kardeşimiz özellikle kentsel dönüşüm alanındaki çalışmalara dikkat çekilmesi gerektiğini belirti. 2020 ve 2024 yılı stratejik planında İBB özverili ve büyük bir çalışma gerçekleştiriyor. Dünyadaki bazı olaylar nedeniyle bazı aksaklıklar olabilir. Ama belirtilen projeler 2020 ve 2024 stratejik programı kapsamında tamamlanacağına inancımız tamdır. Bütçemiz hizmet odaklıdır. Bu anlamda gerekenler de yapılacaktır. Ben emeği geçenlere teşekkür ediyorum ve olumlu yönde oy kullanacağımızı belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

"KRİZ BELEDİYECİLİĞİNDE ÖRNEK TEŞKİL ETTİK"

Meclis üyelerinin konuşmalarının ardından söz alan CHP Grup Sözcüsü Nilay Kökkılınç, yapılan eleştirilere yanıt verdi ve şunları söyledi; “Öncelikle AK Parti grup Başkanvekilimize şunu söylemek isterim: Bizler hepimiz siyaset yaptığımız partilerde halka hizmet için seçildik Hepimizin farklı görüşleri var. Bugün CHP İzmir’de iktidardaysa sizin göreviniz de eleştirmek, başarısından gurur duymak değil. Tam tersini düşünürsek biz de ülkemizin başarılarıyla gurur duymak isterdik. Bugün ekonomide kurtuluş savaşı vermek zorunda olduğumuzu söylüyoruz. Bu da ekonomide 20 yıldır gelinen durumun sonu. Asgari ücreti, emekli maaşını söylemek isterim. Enflasyonda biz yüzde 20’lerdeyiz. Ülkemizin gelmiş olduğu ekonomik tablo, vatandaşımızın yoksulluğu. Büyükşehir Belediyemizin bütçe kalemleri eleştirildi. Özellikle kentsel dönüşüm ve afet çalışmalarında bütçeden ayrılan rakamlar eleştirildi. Merkezi hükümetin bütçesine bakarsak… Bu bütçede AFAD ve afetler için 2.4 milyar lira olmuş. Bu kadar büyük bir bütçe içinden sadece 2.4 milyar lira. Baktığımız zaman öncelikle ülke genelinde biz ne yapıyoruz? Mensup olduğunuz partinin afetlere ilişkin ayırdığı bütçeye baktıktan sonra Büyükşehir’in bütçesini eleştirmeniz gerektirdi. Biz göreve geldiğimizden beri deprem sel gibi afetleri yaşadık ve kriz belediyeciliğinde bir örnek teşkil ettik. Şunu söyleyelim: Türkiye hiçbir döneminde yurt ihtiyacı olan öğrencilerin sokakta kaldığı bir dönem yaşamadı. 20 senede geldiğimiz nokta bu. Biz buna rağmen İBB olarak merkezi yatırımlardan yüzde 2’lik pay alarak yatırımlarımızı ve hizmetlerimizi İzmir halkına en iyi şekilde yansıtıyoruz. Yatırımlarımızın fotoğraflarının gerçek olmadığı söylendi. Biz bütçe konuşuyoruz, neye yatırım yapacağımızı konuşuyoruz. Onları faaliyet raporu döneminde konuşuruz. Trafikte de TÜİK’in ilginç bir değerlendirmesi var. Pandemi sebebiyle İzmir’e yerleşen ve toplu ulaşımı tercih etmeyen insan sayısı çok. Trafik sıkışıklığını biraz da bu şekilde değerlendirmek gerekiyor. 2022 yılı bütçesi İzmirlilere hayırlı olsun.”

“TÜRKİYE’DE BU KADAR BAŞARILI BÜTÇE YAPAN BAŞKA BELEDİYE YOK”

Tüm konuşmaların ardından yapılan eleştirilerin bazılarına yanıt veren Başkan Soyer, “Bir kafa karışıklığı olduğunu tespit ettim. Bunu açıklamak istiyorum. Özgür Bey bu fotoğrafların hiçbiri gerçek değil dedi. Evet değil. Biz burada faaliyet raporunu değil 2022 yılında ne yapacağımızı konuşuyoruz. Geçmişte ne yaptığımıza dair fotoğraflar koymadı yani arkadaşlarımız. Yapacaklarımıza ilişkin koydular. Biz 2022 yılında nereye ne kadar yatırım yapacağımızın müzakeresini yaptık. Daha 2,5 senemiz var. Ayrıca burada bütçe tekniği ve bütçe rakamları üzerinden müzakere yapılması gerekiyor. Elmayla armudu karıştırmamak lazım. Merkezi Hükümet’ten kayanımızın yüzde 85’i geliyor. Evet. Ama bizim bahsettiğimiz İzmir’in topladığı verginin ne kadarının İzmir’e geldiğidir. Biz bun hesabını sormalıyız. İzmir 205.81 milyar vergi toplamış. Ama aldığımız … Yani İzmir, 40 vermiş 1 almış. İzmir’in merkezi iktidardan alması gereken yatırımın buna yakın bir şey olması gerekiyor. Bizim merkezi iktidarın yatırımları sırasında 76. Sırada yer almamız vahim bir tablo. İZBETON’la ilgili birkaç rakamı söylemek istiyorum. İZBETON’un her projesiyle ilgili ciddi çalışmaları var. Özgür Bey ayrıca Bornova’da hamam fotoğrafları gösterdi. Evet o hamamları İBB kiraladı fakat ardından Hamamcılar Odası’na tahsisi etmiş. Büyükşehir de kötü kullanımının ardından odadan zararın tazminini ve alanın tahliyesini talep etti. Süreci takip ediyoruz. Biz, çok uzun müzakere ettik ama aslında kararlarımızın yüzde 95’ini ortak geçirmişiz. Biz ortak bir irade ortaya koyarak bugünlere geldik. O yüzden neyi müzakere ettiğimizi anlamadım. Şunu söylemek istiyorum. Bütçe başarılı. Bunu söyleyebilmenin yolu da bütçenin gerçekleşme oranıdır. Mali hizmetlerde çalışan arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. 3 yıldır ortaya koyduğumuz bütçe rakamları ve gerçekleşme oranları çok iyi. Eminim ki Türkiye’de bu kadar başarılı bütçe yapan başka belediye yok” diye konuştu.

“BİR ORMAN YANIYORSA BİR GRUP AĞACIN KENDİNİ KURTARMASI MÜMKÜN DEĞİL”

Ülkenin mevcut ekonomik krizine de değinen Başkan Soyer, belediyelerin ekonomisinin devletin ekonomisinden bağımsız düşünemeyeceğini orman yangını örneğiyle açıkladı ve “Türkiye bir yangın yeri. Biz müzakerelere devam ederken ekmek 2,5 lira oldu. Biz ocak sonuna kadar halk ekmeğe zam vermeyelim. Bu süreci mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışalım. Türkiye bir yangın yeri. Yüzde 50’den fazla genç ülkeyi bırakıp gitmek istiyor. Başka gerçeğe gerek yok. Eper bir ülke bu raddeye gelmişse gayri safi milli hasılasını bir yerlere çıkarmış olmasının ne anlamı olabilir? Gençlerimiz gitmek istiyor. Eğer bir yerde yangın varsa bir orman yanıyorsa bir grup ağacın kendini kurtarması mümkün değil. Biz bu yangını beraber söndürmek zorundayız. Bu yangın çünkü sadece bir grup ağacı bırakmaz. Allah kurusun Türkiye’deki bu dalgalanma 15 gün daha devam ederse çok daha kötü bir hale geliriz. O yüzden hepimizin el birliğiyle bu yangını söndürmesi lazım” dedi.