Çevre panelinde altın madenine tepki: Ölüm çukuruna dönüştü

Dikili Belediyesi Kültürevi’nde gerçekleştirilen ve Dikili Emek ve Demokrasi Platformu tarafından organize edilen panele EGEÇEP adına çevre avukatı Arif Ali Cangı ve Bergama Çevre Platformu Başkanı Erol Engel konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise Dikili Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Nurten Gültekin Çalık yaptı.

Çevre panelinde altın madenine tepki: Ölüm çukuruna dönüştü

Dikili Belediyesi Kültürevi’nde gerçekleştirilen ve Dikili Emek ve Demokrasi Platformu tarafından organize edilen panele EGEÇEP adına çevre avukatı Arif Ali Cangı ve Bergama Çevre Platformu Başkanı Erol Engel konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise Dikili Emek ve Demokrasi Platformu’ndan Nurten Gültekin Çalık yaptı.

Çevre panelinde altın madenine tepki: Ölüm çukuruna dönüştü
18 Haziran 2019 - 12:10

Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz, Dikili’nin eski Belediye Başkanı Osman Özgüven ve EGEÇEP’ten Kimya Mühendisi Ertuğrul Barka’nın da izlediği panelde; Bergama İlçe Merkezine 20, Dikili İlçe Merkezine 15 km uzaklıkta olan ve FETÖ soruşturması kapsamında TMSF’ye devredilen Çukuralan Altın Madeni’ne ilişkin ÇED olumlu kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi ve bölgesel çevre sorunları konuşuldu.
BÜYÜK TEHDİT
Bergama’daki çevre mücadelesinin anlatıldığı belgesel gösteriminin ardından panelde söz alan Erol Engel; “Geçmişte Bergama için güzel kararlar veren Danıştay bugün tamamen siyasallaştırıldığı için kararı onların istediği doğrultuda aldı. Halbuki mahkeme kapasite artırımını canlı sağlığı açısından riskli görmüştü. Çünkü maden sahası yaklaşık 6 kilometre uzaklıkta yer alan ve Balıkesir Belediyesi tarafından içme suyu amacıyla kullanılan Madra Barajı’nın göl alanında bulunuyor. Ayrıca madenin atık sularının deşarj edileceği Çökek Deresi, yaklaşık 5 kilometre güneyde bulunan günde yüzlerce vatandaşın ziyaret ettiği kültür ve tabiat varlığı Nebiler Şelalesine dökülüyor. Bu canlı sağlığı için büyük tehdit demek. Özellikle bu bölge tarihinin görülmemiş talanına tanık oluyor. Sadece altın madeni değil, taş ocakları da çevre ve canlı yaşamı için büyük tehlike yaratıyor. Geçtiğimiz dönem Bergama’da CHP’li belediye ve onun başkanı Mehmet Gönenç vardı. Gerçekten doğa mücadelesini, tarım alanlarının korunması mücadelesini bizimle ve halk ile birlikte verdi. Bu açıdan geçen dönem Bergama Belediyesi Türkiye’nin örnek belediyeleri arasında en önlerde yer aldı” dedi.

“SERBEST BÖLGE”
Bölgenin diğer sorunlarına da değinen Engel ayrıca; “Bergama ve Dikili’nin ortaklaştığı serbest bölge sorunu var. Aşağıkırıklar merasında 200 hektar alana serbest bölge kurulacak. AK Parti ve CHP’nin yerel seçimlerde öncelikli vaadi buydu. Oysa Aşağıkırıklar’a bu serbest bölge yapılırsa Çandarlı’ya kadar bu ovada tarım alanları endüstri bölgesinin emrine açılacak. Bu bölge Çandarlı Körfezi’ne kadar bitirilecek. Bölgeyi iyi bilen ve ziraat profesörü olması nedeniyle CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır’la konuyu paylaştığımda ‘olamaz böyle bir şey’ demişti. Bu konu AK Parti İlçe yönetiminde görüşülmediği gibi CHP İlçe yönetiminde de hiçbir şekilde tartışılmamış. Halbuki her iki ilçe yönetiminden de bu konudan rahatsızlık duyduğunu söyleyenler var” dedi.
“MADEN SAHİBİ DARBE GİRİŞİMİNİN FİNANSMANI OLARAK YARGILANIYOR”
EGEÇEP adına panele katılan çevre avukatı Arif Ali Cangı ise Koza Altın Şirketi’nin sahibi Akın İpek’in bu madeni kullanarak ağır suçlar işlediğini anlattı. Cangı; “Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde Akın İpek’in sanık olduğu iki dava görünüyor. Açılan davaların birinin iddianamesinde gördüm. Ovacık Altın Madeninde elde edilen paraların hepsi, iddianamede geçtiği şekilde söylüyorum, FETÖ’nün örgütlenme kurumlarına dağıtılmış. Zaten 15 Temmuz hain darbe girişiminin finansmanı olarak yargılanıyor. Ama şuanda İngiltere’de kaçak” dedi.
“ÖLÜM ÇUKURUNA DÖNÜŞTÜ”
Çukuralan’da madenin kapasite artırımına değinen ve Danıştay’ın verdiği kararı eleştiren Cangı; “Kozak Yaylasının önemli bir savunma alanı olması lazım. Zira Kozak Yaylası’nın ekosisteminin bozulması, bu bölgenin yaşamını ciddi anlamda etkileyecektir. Çukuralan bir ölüm çukuru haline dönüşmüş vaziyette. Görseniz kendinizi zor tutarsınız. Doğaya bu kadar tahrip verilemez. 1997 yılında bu bölge için muhteşem karar veren Danıştay, şuanda tam tersine kararlar vermeye başladı. Kendi açtığı kapıyı kapatmış durumda. Verdiği kararları yok sayıyor” dedi. Allianoi’de yaşananları hatırlatan Cangı Nükleer Santraller konusunda ise; “Güvenilir nükleer santral diye bir şey kalmamıştır. Enerji sağlama iddiası koca bir yalandır. Nükleer santral yapılmasının iki tane gerekçesi vardır. Birincisi ciddi kazançların sağlandığı rüşvet, ikincisi ise atom silahı yapılmasıdır. Nükleer santrali barışçıl değildir” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum