Hamza Dağ'dan Çolpan Işın Taner'in skandal paylaşımına tepki

Kendisini 'yaşam koçu' olarak tanımlayan Çolpan Işın Taner isimli kadının çocuk istismarı üzerine sosyal medyada yazdığı tepki çeken sözlere bir tepki de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ'dan geldi.

Hamza Dağ'dan Çolpan Işın Taner'in skandal paylaşımına tepki

Kendisini 'yaşam koçu' olarak tanımlayan Çolpan Işın Taner isimli kadının çocuk istismarı üzerine sosyal medyada yazdığı tepki çeken sözlere bir tepki de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ'dan geldi.

Hamza Dağ'dan Çolpan Işın Taner'in skandal paylaşımına tepki
03 Mayıs 2019 - 09:32

Kendisini 'yaşam koçu' olarak tanımlayan Çolpan Işın Taner isimli kadının çocuk istismarı üzerine sosyal medyada yazdığı tepki çeken sözlere bir tepki de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ'dan geldi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, kendisini yaşam koçu olarak tanımlayan Çolpan Işın Taner isimli kadının çocuk istismarı üzerine sosyal medyada yazdığı "Yılanın başı küçükken ezilmelidir. O çocuğun ailesi AK Parti'nin yemlediklerinden ise ve bir gün ortalıkta gezinip bilinçsizce AK Parti'yi destekleyenlerden biri olacaksa bugün bunu yaşamış olması daha iyidir" sözlerine tepki gösterdi.

"Elim bir hadise, adli bir olay"
Dağ yaptığı açıklamada, "Eğitim almış bir kişinin, bir paylaşım yapması siyasetçilerin gündemi olacak bir mevzu değil. Birçok kimse birçok yerde hem sosyal medya üzerinden hem de başka mecralarda birçok şey söylüyor ama gerçekten elim bir hadise, adli bir olay. Bu olay üzerinden yapılan yoruma baktığımızda bu olaya siyasi bir anlam yüklemek ve bir zihin arka planını ortaya koymak; burada son dönemlerde Cumhuriyet Halk Partisi'nin belki de kazanmış olduğu bir-iki belediye ile birlikte ortaya çıkan zihnin, zihin arka planının dışa vurumunu çok fazla görmeye başladık. Bu nefret söylemini, bu ötekileştirme söylemini bizim nesil fazlasıyla yaşamıştı. Bizim nesil, 28 Şubat ve sonrasında vesayetin bu ülkeden kaldırılması sürecine kadar, sadece 28 Şubat-AK Parti öncesi değil, AK Parti iktidarının ilk dönemlerinde de, özellikle vesayetin devam ettiği 2008-2009 yıllarına kadar bu zihniyet, medya aracılığı ile değişik mecralarda bu fikirlerini hep ortaya koydu ve bunları biz fazlasıyla gördük. Vesayetin ortadan kalkmasıyla birlikte açıkçası bu tarzdaki söylemleri daha çok takiyeye bırakmışlardı. Takiye şeklinde hareket tarzı belirlemişti. Cumhuriyet Halk Partisi, kampanya döneminde hem göstermiş olduğu adaylar, hem de ortaya koymuş olduğu tablo açısından bu takiyeyi fazlasıyla göstermişti" dedi.

"Bu söylemlerin ülkemize hiçbir bir faydası yok"
CHP'nin yerel seçimlerde bazı büyükşehirleri kazandığını hatırlatan Dağ, "Seçim geçti. Bir iki tane büyükşehir daha kazandılar. Bunun verdiği özgüvenle kendi beyinlerinde saklamış oldukları, açığa vurmaktan hep imtina ettikleri hususları hem Cumhuriyet Halk Partili yöneticiler, hem de bu şekilde hem CHP zihniyetinde olan, onun o kalıplaşmış fikrine, aslında yüzde 10 bile olmayan o fikre tamamen eşdeğer olan kişiler açığa çıkmaya başladı. Bu söylemlerin bu ülkeye hiçbir faydasının olmadığını herkes çok iyi bilmek zorunda. Aynı zamanda 'ülkede gerginlik var' diyenlere baktığınızda, aslında gerginliğin kimler tarafından çıkarıldığı çok açık ve net. Bunun paylaşılması ciddi bir haber değeri iken, bir kısım medyanın bunu paylaşamamış olması manidar ve o bir kısım medyanın esasında sözüm ona demokratik görünüp nasıl kendi yandaşları noktasında hareket ettiklerinin çok net göstergesi. Şiddetle kınıyoruz. Bu söylemlerin ülkemize hiçbir faydası yok. İnsanların tamamen yaşantılarına göre bir yorum yapmak ve onların geleceği ile ilgili bunun üzerinden bir takım ifadeler ortaya koymak hiç yakışık almaz. Bundan sonra da inşallah tekrarlanmamasını temenni ediyoruz" diye konuştu.

"Nefret suçu"
Dağ, hukuki süreçle ilgili de şunları söyledi: "Hukuki süreçle ilgili bilgim dahilinde olan bir şey yok. Bu bir nefret suçudur. Tabii ki insanlar buna ilişkin tepkilerini hem basın yoluyla hem de sosyal medya yoluyla ortaya koyacaklardır. Aynı zamanda bunun Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak düzenlenmiş bir maddeye tekabül etmesi hasebiyle de bununla ilgili bir soruşturma yapılması kadar normal bir şey yok ama bunların toplumsal bir tepkisellikle ortaya çıkması çok daha olması gereken bir noktadır."

YORUMLAR

  • 0 Yorum