'İklim değişikliği önlenmezse yeni salgınlar kapıda'

İzmir Tabip Odası Çevre Komisyonu Başkanı Dr. Soysal, Koronavirüs ile ilgili küresel iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekti. Soysal, insan ve vahşi yaşam mesafesinin yok olması nedeniyle salgınların ortaya çıktığını söyledi.

'İklim değişikliği önlenmezse yeni salgınlar kapıda'

İzmir Tabip Odası Çevre Komisyonu Başkanı Dr. Soysal, Koronavirüs ile ilgili küresel iklim değişikliğinin etkilerine dikkat çekti. Soysal, insan ve vahşi yaşam mesafesinin yok olması nedeniyle salgınların ortaya çıktığını söyledi.

'İklim değişikliği önlenmezse yeni salgınlar kapıda'
30 Mart 2020 - 11:47

Dünyaya yayılan Koronavirüs hakkında hepimizin kafasında soru işaretleri var. Değişen iklim koşulları, ısınan dünya daha önce sadece belli bölgelerde olan bulaşıcı hastalıklar artık her yere yayıldı. Yaşadığımız son pandemi olan Koronavirüs ile ilgili İzmir Tabip Odası Çevre Komisyonu Başkanı Dr. Ahmet Soysal ile konuştuk. Soysal, iklim değişikliğinin bu hızla devam ettiği sürece, insanlığın yeni bulaşıcı hastalıklarla yüzleşmeye devam edeceğini söyledi.

Küresel iklim değişikliği Koranavirüs yayılmasını etkiliyor mu?

Küresel iklim değişikliği tartışmasız bir bilimsel gerçek. 2030’a kadar küresel iklim değişikliğini durdurmak veya en azından yavaşlatmak mümkün olmazsa Dünya Sağlık Örgütüne göre 2030 ile 2050 yılları arasında her yıl 250 bin kişi küresel iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkacak çeşitli sağlık sorunları nedeniyle yaşamını yitirecek. Bu çok büyük bir rakam. Küresel iklim değişikliğine bağlı olarak ortaya çıkabilecek ölüm nedenlerinin başında malnutrisyonlar yani beslenme bozuklukları, sıtma, bulaşıcı hastalıklar ve sıcak dalgaları sonucu ölümler geliyor.

Küresel iklim değişikliğinin etkisi ile dünya üzerinde iklimler değişiyor ve dünyamız daha çok ısınıyor. Buna bağlı olarak eskiden daha çok tropikal ve subtropik bölgede gördüğümüz bulaşıcı hastalıklar artık kutup noktaları hariç tüm yeryüzüne yayıldı. Bunun en önemli örneği sıtma hastalığı… Hastalığa neden olan paraziti insana geçiren sivrisinek çeşidi küresel iklim değişikliği nedeniyle ısınan ve yağış değişen kuzey bölgelerinde de rahatça üreme alanları buluyor. Diğer bir örnek ise başka bir sivrisinek çeşidi olan aedesle yayılan Zika… Yakın döneme kadar sadece tropikal ve subtropik bölgelerde görülen aedes cinsi sivrisinekler bugün artık küresel iklim değişikliğinin etkisi ile ısınan dünyamızda Antarktika dışında tüm kıtalarda görülebiliyor. Bu tip sivrisinekler bazı viral kaynaklı hastalıklar için önemli bir vektör... Dang humması, sarı humma, Batı Nil Ateşi gibi çok sayıda ateşli viral hastalığın etkeni olan virüsleri insanlara bulaştıran aedesler son yıllarda ise özellikle Brezilya’da ortaya çıkan Zika virüsü hastalığı ile tanınıyor. Aedeslerin ısırması veya cinsel temas ile bulaşan Zika virüsü hastalığı özellikle hamile kadınların çocuklarının küçük beyinle doğmasına yol açabiliyor.

Yaşadığımız son pandemiye gelince; nedeni olan Koranavirüsler çok geniş bir aile… Daha öncede bu ailenin başka üyeleri son yaşadığımız salgından çok daha öldürücü olan; fakat o dönem sınırlamayı ve önlemeyi başardığımız SARS ve MERS salgınlarına neden olmuşlardı. Bu aile bir zoonoz; yani etkeni hayvandan insanlara geçen bulaşıcı hastalıklar grubundan… Aslında insanlarda görülen bulaşıcı hastalık etkenlerinin %60’ı hayvansal kökenli… Bunların yaklaşık %40’ı da viral hastalıklar… Bakteri, parazit veya virüs olsun bu etkenler konakçısı olduğu hayvanda bir hastalık yapmıyor ama insana geçince hastalık yapıyor… Daha sonra mutasyon geçirerek insandan insana bulaşabilme yeteneği kazanıyorlar. Şimdi bu salgında küresel iklim değişikliğinin yeri ne diye soracak olursanız; daha önce de belirttiğim gibi bu virüsün konakçı ve henüz tam olarak bilinmeyen arakonakçıları ile insan arasındaki mesafenin kısalması gerçeği var. Yani insan küresel iklim değişikliğinin etkisi ile azalan su kaynaklarının yerine yenisini bulmak; düşen tarımsal üretimi yeniden artırabilmek için yeni tarım alanları açma amacı ile daha çok vahşi yaşam alanlarına giriyor ve kendisine ait olmayan ekosistemleri işgal ediyor. Sonucu da vahşi yaşamla temasının artması oluyor. Bu hayvanlardan çeşitli mikroorganizmaların insanlara geçiyor. Küresel iklim değişikliği bu hızla devam edecek olursa insan daha çok vahşi yaşam alanlarına girecek ve yeni bulaşıcı hastalıklarla yüzleşeceğiz. Örnek vermek gerekirse önümüzdeki yıl Koranavirüs ailesinden yeni bir virüs karşımıza çıkabilir… SARS, MERS bize ders olmadı; bugün Kovid-19 ile boğuşuyoruz. Yarın Kovid-20 veya 21'i’ çıkmayacağını kim iddia edebilir.

HAVA KİRLİLİĞİ

Hava kirliliği Koranavirüse yakalanma riskini artırıyor mu? Semptomları kötüleştiriyor mu?

Açık ve net olarak artırıyor. Yeni Koranavirüs ile ilgili yapılan çalışmalar sonucu ortaya çıkan bilgeler nedeniyle insanların en az %50-60’ına bulaşmasını bekliyoruz; bu yeni virüsün... Virüsle karşılaşan insanların %80-85 i hastalık tablosunu ya hiç belirti vermeden; ya da çok hafif belirtilerle ayakta geçiriyor. Üstelik hemen hemen tamamı 49 yaş ve altı genç gruptan olan bu hafif vakalar teşhis edilip; karantinaya alınmadığı için hastalığı bulaştırıcılık döneminde yayıyorlar… Çok sayıda test yapmanın önemi de burada ortaya çıkıyor zaten… %15’i ise yeni Koranavirüsün neden olduğu Kovid-19 hastalığını ağır geçiriyorlar. Bunlar hastaneye yatıyor. %3-3.5’luk bölümü de virüsün akciğerleri tutması ve tablonun zatürreye dönmesi nedeniyle yoğun bakım tedavisine muhtaç hale geliyor. Çin’in Wuhan kentinden başlayan bu üç aylık dönemde hastalar üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar şunu ortaya koyuyor; immun sistemi daha zayıf olan yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar Kovid-19’u daha şiddetli geçiriyor; ölümler de bunların arasından çıkıyor zaten… Kaybedilen hastaların sahip olduğu kronik hastalıklara baktığımızda ise öncelikle hipertansiyon, kronik tıkayıcı akciğer hastalığı (KOAH), koroner kalp hastalığı, astım ön planda… Bu kronik hastalıkların hepsi ya hava kirliliği sonucu gelişiyor; ya da hava kirliliği bu hastalıkları şiddetlendiriyor. Şu anda sürdürülen; ancak henüz yayınlanmadığı için burada sonuçlarını paylaşamadığım bazı çalışmalar var; hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde Kovid-19’un daha yaygın olduğu ile ilgili…

Semptomlara gelince artık hepimiz biliyoruz; şiddetli ateş, baş ağrısı, kuru öksürük ve nefes alma güçlüğü… Bu semptomlardan hepsinin görülmesi de şart değil… Bunlardan birini veya birkaçını kendinizde görüyorsanız; mutlaka bir sağlık kurumuna başvurun…

Daha sıcak havalar Koranovirüs yayılmasını yavaşlatacak mı?

Bu konuda bir beklenti var. Bu beklentinin temeli ise daha önceki Koranovirüs salgınlarının hepsinin havaların ısınması ile yok olmasına bağlanıyor. Yani Koranovirüsler sıcağı pek sevmiyor… SARS ve MERS’te böyle oldu. Çocukların kış mevsiminde geçirdiği ve Koranavirus ailesinden virüslerin neden hafif nezlelerin hepsi de nisan ayının gelmesi ile kayboluyor. Ama yine de ihtiyatlı olmak gerek; şu anda sıcak olan ülkelerde Singapur, Avusturalya gibi az da olsa Kovid-19 vakaları görülüyor. Bekleyip göreceğiz.

SALGINLAR KAPIDA

Enfeksiyon hastalıklarının iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu çıkarabilir miyiz?

Tabii ki; yukarıda da anlattığım gibi küresel ısınma özellikle zoonozların tropikal ve subtropik bölgeden çıkarak tüm dünyaya yayılmasına neden oldu. Ayrıca küresel iklim değişikliğinin etkisi ile tükenen veya kirlenen su kaynaklarının yerine yeni kaynaklar aramak; düşen tarımsal üretim nedeni ile yeni tarım açmak için insan çok fazla doğal ekosistemlerin içine girdi ve vahşi yaşam ile arasındaki mesafe yok oldu. Bu da yeni mikroorganizmaların hayvanlardan insanlara geçişini kolaylaştırdı. SARS ve MERS salgınları sırasında da söylemiştim; insanoğlu küresel iklim değişikliğini önleyemediği; doğal yaşam alanlarına tecavüz etmeye ettiği sürece hemen hemen her yıl yeni salgınla karşılaşacak… Evvelki gün SARS; dün MERS; bugün Kovid-19; yarın bir başkası…

Enfeksiyon hastalıkları neden yükselişe geçti?

Yukarıda açıkladığım nedenlerle; özellikle her yıl artan oranda vahşi yaşamdan bize geçen enfeksiyon etmenleriyle karşılaşıyoruz. Bu mikroorganizmalar konakçısı olduğu hayvanda herhangi bir hastalığa yol açmıyor; ama insanda değişik hastalıklara neden oluyor. Bağışıklık sistemimiz bu yeni mikroorganizmaları tanımadığı için son yaşadığımız yeni Koranavirüs salgınında olduğu gibi; salgın gelişmiş ulaşım ağları sayesinde kısa sürede pandemiye döndü. Burada yeri gelmişken aşılamadan da bahsetmek istiyorum. Salgınları önlemenin tek yolu aşılama; yani bağışıklamadır. Kısa süre öncesine kadar gerek dünyada gerek ülkemizde aşı karşıtlığı vardı. Şimdi nerede o aşı karşıtları? Ölüm korkusu içinde köşelerine çekilmiş Kovid-19’a karşı aşı geliştirilmesini bekliyorlar… İyi ki bugüne kadar insanların büyük çoğunluğu aşı karşıtlarını dinlemedi ve çocuklarını bağışıkladı… Düşünebiliyor musunuz; Bu ya bir kızamık pandemisi olsaydı; bugün yaşadığımız krizin beş kat daha fazlasını yaşayabilirdik o zaman…

Ayrıca artan dünya nüfusu, düzensiz kentleşme, 3 milyara yakın insanın güvenli su kaynaklarına ulaşamaması, derinleşen eşitsizlikler ve gelir dengesizliği enfeksiyon hastalıklarının artmasının diğer nedenleri….

SAĞLIK HİZMETLERİ

Yaşadığımız Koronavirüs salgınında küresel sağlık politikalarının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmış oldu. Salgından sonra ne değişmeli?

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Son pandemi neo-liberal politikaların iflasını tartışmasız olarak gözler önüne sermiştir. İlk olarak sağlık hizmetlerinin temel bir insan hakkı ve kamu görevi olduğu bir kez daha göstermiştir. Tüm dünyada ve ülkemizde herkese ücretsiz, eşit ve kaliteli bir sağlık hizmeti sağlanmalıdır. Bu pandemi sadece parası olanlara götürülen bir sağlık hizmetinin nasıl iflas etmeye mahkum olduğunu gözler önüne sermiştir. Toplumda herkese eşit, kaliteli bir sağlık hizmeti götürülmeden, ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin önüne geçilmeden salgınların önüne geçilemez. Artık pandemiden sonra tüm dünyanın bir sistem tartışmasına girmesi kaçınılmaz…

Kaynak: İzgazete