Reklam

KESK İzmir: Çetelere değil, emekçiye bütçe istiyoruz!

KESK İzmir Şubeler Platformu Konak’ta Kemeraltı Çarşısı girişinde bugün insanı şartlarda yaşama ve zam isteklerini dile getirmek amacı ile bir eylem gerçekleştirdiler. Konuşmacılar arasında BES İl Başkanı ve aynı zamanda KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü olan Mustafa Güven ile KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen yer aldı.

KESK İzmir: Çetelere değil, emekçiye bütçe istiyoruz!

KESK İzmir Şubeler Platformu Konak’ta Kemeraltı Çarşısı girişinde bugün insanı şartlarda yaşama ve zam isteklerini dile getirmek amacı ile bir eylem gerçekleştirdiler. Konuşmacılar arasında BES İl Başkanı ve aynı zamanda KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü olan Mustafa Güven ile KESK Eş Genel Başkanı Aysun Gezen yer aldı.

KESK İzmir: Çetelere değil, emekçiye bütçe istiyoruz!
18 Haziran 2021 - 16:12

Konuşmasına bir önceki gün yaşanan Deniz Poyraz cinayetine dikkat çekerek başlayan Mustafa Güven, bu cinayet ile ilgili “Mafyalara, çetelere koruma verip demokrasi, barış mücadelesi yürütenleri koruyamayan devlet güçlerini, halkın güvenliği başta olmak üzere bu tür siyasal cinayetlerin önünü açan ayrımcı, kışkırtıcı, kutuplaştırıcı siyaseti kendisine düstur edinen siyasal iktidarı ve onun İçİşleri Bakanını şiddetle kınıyoruz. Sorumluları istifaya davet ediyor; ihmali olan tüm kamu görevlilerinin bir an önce ortaya çıkarılmasını talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

KAMU EMEKÇİLERİ SON BİR YILDA %35 YOKSULLAŞTI

Siyasi iktidarın milyonlarca işçi ve emekçiyi hastalık, ölüm, yoksulluk ve işsizlikle karşı karşıya bırakarak sermayenin çıkarlarını korumaya çalıştığını belirten Güven, “1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle giren 200 TL ile 128 dolar alınıyorken, 1 Haziran 2021 200 TL ile 23,2 dolar alınabilmektedir. Büyük sansasyonla tedavüle sokulan 200 TL'nin 12 yılda dolar karşısında ne kadar eridiği görülmektedir” dedi

2022-2023 dönemini kapsayan TİS Sürecine girilirken sahte enflasyon rakamları ile yine düşük yüzdelik rakamlara mahkum edilmek istemedikleri söyleminin ardından Güven, “Bağımsız araştırmalarda yıllık enflasyon yüzde35-,yüzde40 seviyelerinde iken TÜİK rakamlarına göre Mayıs Ayında TÜFE 0,89 çıkarılarak yıllık enflasyon 16,59 olarak gerçekleşti. TİS süreci yaklaşırken nedense enflasyon rakamları giderek düşüyor. Emekçinin mutfak enflasyonu ise bunun tam tersini söylüyor: Son bir yılda sadece elektriğe yüzde 31, doğalgaza yüzde 32, yumurtaya yüzde 80, baklagillere yüzde 60, peynire yüzde 27 oranında zam yapıldı“ ifadelerini kullandı.

“Verilemeyen eğitimin, ücretsiz olması gereken sağlığın, kreş v.b. giderlerin artmasıyla emekçiler kredi borçlarıyla kıskaca alınmış durumda. Mart 2021 itibarıyla 28.3 milyon kişinin toplam ihtiyaç kredisi borcu 412 milyar liraya çıktı” açıklamasını yapan Güven aynı zamanda, Türkiye’de ortalama bir kamu emekçisinin yıllık gelirinin yüzde35’ini vergi olarak devlete geri verdiğini de belirtti.

2021 Yılı bütçesinin yaklaşık yüzde 75’inin emekçiden alındığını söyleyen Güven, bu bütçeden en az yararlananın da emekçi ve işçiler olduğunu söyleyerek, “Bu bütçe nereye gidiyor?” dedi.

Mustafa Güven, AKP iktidarının yıllardır emekçilerin alın teri ile oluşmuş kaynakların patronlara aktarılmasına, doğanın talan edilmesine ve kamu kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesine karşın bu durumun salgın döneminde iyice fırsata çevirmiş olduğunu söylemesinin ardından, “Ülkenin yer üstü ve yer altı kaynakları yani bu halkın malları sürekli değişen ihale kanunlarıyla, kararnamelerle, sözde uçuk çılgın uçuk projelerle, çetelere, vurgunculara, rantiyeye emperyalist tekellere peşkeş çekilmektedir.” ifadelerini kullandı.

TEK ADAM YÖNETİMİ PANDEMİYİ FIRSATA ÇEVİRDİ

Kamu emekçilerinin pandemi döneminde uzaktan, esnek ve kuralsız çalışma ve mobbingle emek üzerindeki sömürümün giderek arttığını söyleyen Güven, “‘Yasak’ olmasına rağmen OHAL dönemi KHK’larına dönüşen Kod-29’u kullanarak on binlerce işçiyi ahlaksızca işten atmışlardır. Azgınlaşan sömürü koşulları, güvencesiz ve esnek çalışma- online denetim, yüksek kur, yüksek faiz, yüksek enflasyon, yüksek işsizlik ve bütün temel tüketim maddelerine gelen zamlarla işçiler, emekçiler ve geniş halk kesimlerinin yaşamı her geçen gün daha da zorlaşıyor. Birileri servetlerine servet katarken, işçi ve emekçiler açlık sınırının altında asgari ücrete mahkum ediliyor. Kamu emekçileri de bu süreçten payına düşeni alıyor.” ifadelerini kullandı.

“Hak, hukuk, adalet talebi her geçen gün yükselirken kamu kurumlarında liyakatın yerlerde süründüğü konusuna değinen Güven,” Yaratılanı severiz, yaratandan ötürü diyenler, savaş politikalarının bedelini hem ekonomik hem politik hem de psikolojik olarak tüm ülkeye ağır bir biçimde ödetiyorlar. Ama bizler biliyoruz ki, bu kadar ağır koşullara mahkum değiliz, biz emekçiler asla seçeneksiz olmadık bu günde seçeneksiz değiliz“ şeklinde konuştu.

EMEKÇİLER SAHTE BİRLİK TALEPLERİNE KANMAYIN!

İlk çeyrekteki yüzde 7'lik büyümeye dikkat çeken Aysun Gezen ise, bu büyümeden esnafın, işçinin, emekçinin, kadının, gençlerin payını alamadıklarından bahsetti. “Esnaf borç içinde kepenk kapatıyor, okuma derdine giren gençler eğitim haklarından vazgeçiyor, kadınların görünmez emeği üzerindeki sömürü devam ediyor,çiftçiler ürünlerini çöpe atıyor.” ifadelerini kullandı.

Bu büyümeden yararlananların çeteleşmiş mafya, beş büyük şirket ,kalemini satanlar ve serveti işçilerle emekçilerin çalışması sonucu elde edenler olduğunu ifade eden Gezen, “İnsanca ve refah içerisinde yaşayabileceğimiz düzgün ekonomili bir ülke istiyoruz.” şeklinde konuştu.