MÜBADELE İNSANLARI -2
Betül Atılgan

Betül Atılgan

MÜBADELE İNSANLARI -2

26 Mart 2019 - 11:31

Uzun bir aradan sonra sizlerle buluşurken özel sebeplerden dolayı yazımı bahsettiğim zamanda tamamlayamadığım için üzüntü içindeyim. Bu sebepten ötürü sizden af diliyorum. Bu yazıyı okumadan önce linkinden eğer okumadıysanız, "Mübadele insanları" başlığı altında yazmış olduğum ilk yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum.  Kısaca konuya değinmek istiyorum. Doğaya ve birbirine hükmetmeye çalışan insanlığın milyarlarca yıldır varoluşa ve dolayısıyla kendine verdiği tahribattan, bazı grupların yada insanların oluşturduğu  mozaiklemiş yaşamlardan  bahsetmiştim. Zamanla yeni sınırların oluşmasıyla mübadeleye zorlanmış insanların mübadele öncesi öyküsünü kaleme almıştım. Bu hafta ise işte bu zamanla ayırımcılığı kendi işine geldiği için bu insanlar üzerinde kullanan ötekileştirilmenin, toplumlara ve insanlığa verdiği zararın nasıl ortadan kalkabileceğini kaleme almak istiyorum.
Dünyada kişi için doğup büyüdüğü yeri terk etmek mecburiyetinde kalmak çok acı bir şeydir. Bu mecburi durumda milletler birbiriyle çatışmış ve yağmalama, öldürme, tecavüz, hırsızlık gibi bazı üzücü  olaylar yaşanmıştır. Bu acı verici tabloya sebep olan kışkırtıcı güçlerin oyunları, hala günümüzde de mevcuttur. Bu yaşananlar mübadele insanlarının ruhlarında derin yaralarla neden olmuştur. Çünkü cinayetler işlenmiş, babasız kalan çocuklar olmuştur. Ya da tecavüze uğrayan kadınlar ya da ekmeğinden olan insanlar... Belki de korkutulmuşlardır, ölüm korkusuyla yapmak istemedikleri şeyleri yapmak zorunda kaldıkları için. Osmanlı gibi çok geniş geniş coğrafyaya yayılmış devletler, her milletten her dinden her dilden insanla iç içe yaşadıkları için, birbirinden kız alıp vermişler,  ortak bir dostluk, arkadaşlık yaşarken kin ve nefret kışkırtmalarıyla maalesef devletler toprak kaybedip, ya da yeni bir devlet kurulunca bu içler acısı durumlar yaşanmıştır.
Bu travmalar yeni gelen nesilleri farklı psikolojik sorunlar ile yaşamak zorunda bırakılsa da ya da kişilik bozuklukları, suç oranlarında artış olmasına sebep olabilse de belki de psikiyatrik tedaviye gerek duysalar da -ki yaşadıkları travmalar gelecek kuşaklarda sevgi eksikliğine neden olacaktır-bu nesiller  toplumun bazı kesimleri tarafından dışlanma korkusuyla yaşamış olabilmektedirler. Farklı hayat tarzlarına sevk etse bu geçmişten kalan psikolojik izler yasayan, yaşama bu eksi birle başlamış bu mağdur nesillerinin ürünü olan kişiler, belki de farkındalıklarının artmasıyla hümanist bir dünya  için ezber bozan adımlar olarak toplumları etkilemeye ve doğaya oksijen olarak bir umut katabilir. Bu sebeptendir ki orijinal yaratıcı ve sanatsal olabilen insanların belki de başkalarına göre farklılığı budur. Topluma zarar veren tarzda davranış sergileyenler, yeteneklerini ortaya çıkararak psikolojik destekle olumluya çevirilebilir. Bu insanlar gökkuşağı gibi her renkten insan topluluğunun insanlarıdır ve asla ayırımcılık yapılması doğru değildir. İnsanlık mozaiğini ve bütününü oluşturur. Hatta uluslararası gururu bile olabilir ülkelerin. Yıkıcı değil yapıcı olmalıyız. Birbirimizi olduğumuz gibi kabul etmeli ve saygı duymalıyız. Unutmayın nedensel bir dünyada sevgi ve saygıyla beraber nefes alırız. İnsanlık bunu gerektirir.

YORUMLAR

  • 1 Yorum