Bir sevdadır öğretmen olmak
Gülcan Gençtürk

Gülcan Gençtürk

Bir sevdadır öğretmen olmak

24 Kasım 2020 - 14:44

Eserinin üzerinde imzası olmayan yegane sanatkar öğretmenlerdir. 
Mustafa Kemal Atatürk 


Sınıfa ilk girdiğinde anlamıştık bu öğretmenin başka olduğunu. Duruşu,ses tonu, kelimelere vuruşu, adı gibi yüreğinin de sevgisini görmüştük o gün sınıfca. 
Lise ikiye gectigim senenin başlarıydı.
Lise birde hedefim sayısal okumaktı. Kimya, Fizik, Biyolojim çok iyi olmasına rağmen Matematik'den bütünlemeye kalmıştım o yıl. 
Mamatematik öğretmenimizin  "bu sınıftan hiç birşey olmaz" demesiylede matematik benim için bitmiş, bütünlemeyi verdikten sonra  istemeden de olsa Edebiyat bölümünü seçmiştim aynı  ekiple  bende.
Matematiğin yoksa üniversite de bir sayısal bölüme girmen çok zordu o yıllarda. Tamamen hedeflerim sözel bölümlere kaydı dolasıyla.Zaten lisenin başında bunu anlamıştım.   O yıl ki Matematik hocamızın sınıfa ilk girdiği gün '"ben anlatır geçerim anlayıp anlamamak sizin sorununuz... Benden kimse  şimdiye kadar 10 alamadı, bakalım siz bu kuralı bozabilecekmisiniz?"demişti zaten.
O zaman not değerlendirmeleri  1 ile 10 arasında yapılırdı ...
 Bizim sınıfı bırakın 10 almayı 3'ü bile zor görmüşdü o yıl. 
Sınıfın çoğu matematik'den sınıfta kaldı
 Anlaşmalı gibi Hepimiz 5 Edebiyat A da buluşmuştuk yine.  Müdür beye göre tembeller sınıfı,bize göre dahiler.
 Yeni bir öğretmen geldi  dediler o hafta okula yeni bir matematikçi.
Sınıfca duamız aynı oldu o an  "inşallah bizim sınıfa girer" diye. 
Toplu dua çabuk kabul olurmuş öyle de oldu ...
 Diyarbakır dan gelen O matematik hocasının şansına da bizim tembeller sınıfı düşmüştü nihayetin de.

Sevgi Şahin'di adı.Mavi gözlü,sarışın, bi o kadar güzel...
 Ilk dersinde Sınıfa girdiğinde arka sıradan Mustafa'nın sözlerini ha aklımda"Allahım bir melek gördüm sanki rüyadamıyım beyler biri beni uyandırsın " hepimiz gülmeye başlamıştık o an yeni gelen Matematik hocamızla .

Sonra kendini tanıttı bize. 
O konuşurken sınıfta ilk kez derin bir sesizlik hakimdi,şöyle dönüp baktığımda sınıfa, herkesin ağzı açık Sevgi hocayı dinliyorlardı hayranlıkla.
 Sanki sınıfca bir masalın içine girmişiz de baş kahramanımız O mavi gözlü peri oluvermişti bi an 
  Daha sonrasinda"Ben kendimden  bahsettim, bu dersimizi sizleri  tanımakla geçirelim çocuklar" dedi. 
 İlk sağdan Ahmet' den başladı bizleri tanımaya.  Ahmet Coğrafya öğretmeni olmak istiyordu. Neden bu mesleği seçmek istediğini anlattı ve kendinden bahsetti. Sevgi hocamız  onu onaylarcasına ""ben şuan karşımda çok iyi bir Tarihci  görüyorum, sana bu meslek çok yakışacak Ahmet .
Meslektaşıma da şimdiden merhaba demek istiyorum"" dedi.
Ne kadar güzel kelimelerdi bunlar.Sırasıyla herkes kendini tanıtıyor ve ne olmak istediğini anlatıyordu.  Öğretmenimizin yaklaşımı  seçtiği kelimeler  okadar sihirli ve samimiydi ki   hepimiz onure eden hepimizi o ilk günden itibaren karakteriyle,konuşmasıyla  kendine hayran  eden türdeydi. 
Sıra bana geldiğinde adımı söyledim. Kendimi anlatmaya başladım. Hukuk fakültesine  gitmek istediğimi hedefimin iyi bir Hukukçu olmak olduğundan bahsettim.  Bana söylediği sözleri hayatım boyunca unutmadım.Yüreğimin en özel  yerinde onun sesiyle  mühürlendi sanki .
""Diksiyonunu çok beğendim.Bu konuşma tarzını üslubunu yazılara    dökmelisin  ileride senden iyi bir yazar iyi bir Edebiyatçı olacağını görür gibiyim. Sen yinede bu  fikrimi  hedefinin ikinci sırasına ekle bence 
diyordu  O güzelim ses tonuyla. 
Yüreğimi fet eden kimdi bu kadın? 
Üstelik nefret ettiğim dersin Öğretmeniydi bide ....
 Sınıfça O derse karşı bütün önyargılarımızı nasılda yarım saat içinde bu kadar alt üst edebilmişti  
Benim gibi herkes şaşkındı.
Mustafa'daydı sıra 
"Sen söyle bakalım Melek gördüğünü sanan bay derviş  seni tanıyalım"dedi Sevgi hoca ...
Mustafa biraz mahcup biraz da şımarık bir tavırla   kendini tanıttı.Liseyi bitirirsem  yeter bana hocam dedi hedefim falan yok benim girer çalışırım bir yere . Bakmayın Babam okumamı çok istiyor diye   geliyorum okula da.  
Sevgi hocamızın verdiği cevap muhteşemdi yine.  
Mustafa ben karşımda kimi görüyorum şuan biliyormusun 
Kimi hocam ?
Ben karşımda şuan müthiş bir siyasetçi görüyorum. Tuttuğunu koparan,orta kesimden  geldiği için  bu toplumun ihtiyaçlarını çok iyi bilen,onların haklarını savunan birini...   
Mustafa da şaşırmıştı buna  
"Ben mi hocam" diyebildi gülerek 
Sınıfca gülmeye başlamıştık.. 
"Mustafa bu hocam" dedik. 
Sadece Sevgi hoca gülmüyordu. 
Ben Mustafa da o ışığı görüyorum çocuklar dedi .Bakın birgün göreceksiniz o çok iyi bir siyasetçi olacak dedi .
O günden sonra Matematik dersi hepimizin kafasında ayrı bir boyuta geçti.  Matematik dersini  hiç kaçırmayan bir Edebiyat sınıfı haline gelmiştik 
Tenefüslerde bile  kantine gidip Hocamızın etrafında toplanıyor,ona anlamadığımız yerleri, çözemediğiniz  soruları soruyorduk. O da bıkmadan anlatıyordu bize Matematikle ilgili bildiği herşeyi. 
 Matematik kilitli bir kutuydu beynimizde anahtarı kaybolmuş;ama bir öğretmen anahtar olup girmeyi başarmıştı her  birimizin beynine.

Sevgi öğretmen sayesinde sadece matematiği değil herşeyi sevmeyi öğrendik. Adı gibiydi.
O haylaz sınıf gitmiş  okulun örnek gösterdiği bir sınıf haline gelmiştik. 
Lise sona gelmiş muhteşem iki yılımızı bitirmiştik öğretmenimizle.   Sabahçı olmamıza rağmen  öğleden sonra bile boş bir sınıf bulup ders anlatmaya  başlamıştı bize. Biz den başka hayatı yoktu sanki.
ÖSS DE çok iyi derece  yapmanız gerkiyor çocuklar diyordu her cümlesinde sizler bu okulun gururu olacaksınız.Hergun belki 10 kez bu sözleri duydugumuz için hocamızdan  bizde inanmıştık kendimize. 
İki bölümden oluşuyordu  sınav o yıllarda. 
Iki sınıfını birlestiriyordu Sevgi hocam iki edebiyat sınıfını.Öğleden sonra 60-65 kişi  oluyorduk abartısız bazen.
  Matematik dersi  şölendi bizler için adeta.Sınav yaklaştığında 
hepimiz birbirimizle yarışır hale gelmiştik... 
Ilk defa o zaman demiştim 
-Hocam siz bize gelmek için neden bu kadar geç kaldınız?Liseye başladığımız da nerelerdeydiniz ? 

"Bu benim başarım değil sizin başarınız çocuklar hepiniz o kadar  zekisiniz ki sadece farkına vardınız " demişti alçak gönüllülükle yine.

Sınava girmiştik sonuçları bekliyorduk
Sınav sonuçları nihayet açıklanmıştı.Okul tarihinde  ilk kez böyle bir başarı görülüyordu.
İki Edebiyat sınıfı ful çekmişti. Sınavı kazanamayan olmadığı gibi sayısal sınıfındaki öğrencileri de matematikte geçmiştik. 
Ben ki bir daha Matematiğin M sini bile duymak  istemeyen ben sınavda  40 soruda 25 net çıkarmıştım. 

Müdür bey ertesi gün hepimizi kürsüye çağırdığında mutluluğumuz   gözlerimizden okunuyordu.Her birimizi ayrı ayrı tebrik etti.O anda 
Mustafa mikrofonu müdürün elinden kaptığı gibi
-Bu başarı bizim değil Hocam dedi..
-Bu başarı bizi başarabileceğimize inandıran  matematiği bize sevdiren 
SEVGİ ŞAHİN Hocamızın başarısıdır.Asıl alkışlanması gereken odur dedi.
Evet Sevgi Hocam bu başarının komutanı sendin.
 Diyarbakır da da efsane olmuş bize gelmiştin. Azmin,idealistliğin ve bize verdiğin o büyük sevgin,güveninle  yine başarmıştın.Size göre tembel öğrenci yoktu. Yönlendirilemeyen öğrenciler vardı. 
Yönünü bulamayan       çıkmaz bir sokağa girip duvara toslayan.
 Lise yıllarımı ben ikiye ayırmıştım kendimce. 
Sevgi öğretmenden öncesi ve sonrası diye.
 
Bazen öğretmeninize ilkokul da rastlarsınız temellerinizi öyle bir atar ki sizi kimse yıkamaz.  
Bezen orta öğretimde, bazende benim gibi lisede denk gelirsiniz. Birden öyle bir dokunur ki hayatınıza! ufkunuzu öyle bir açar ki  siz bile şaşırırsınız kendinize bu benmiyim diye.. Bunu yapan ise Izmir'in ücra bir köşesine yolu düşmüş, unutulmuş bir okula,idalleri olmayan bir sınıfa,çok uzaklardan gelen sınıfın kapısını açan bazen mavi gözlü bir melektir.

Bugün yine öğretmenler günü  hocam yıllar var ki sizinle görüşmüyoruz.En son Edirne'ye gittiğinizi duyduk.Bir okula müdür olarak atanmışsınız, daha sonrasında emekli olmuşsunuz. Sosyal medya da çok aramamıza rağmen sizi hiç bulamadık. Ama her neredeyseniz 6 Edebiyat A adına söylüyorum ışığınız sevginiz gittiğiniz her yeri aydınlatıyordur. Bize verdiğiniz o ışık ilk günkü gibi hala hepimizin  içinde  hala işıl ışıl.
 Bana o gün yüklediğiniz bu görevle ben de sizi herkese ya kalemimle, yada sözcüklerle anlatmaya, aklıma geldiginiz her an en güzel duygularımı kâğıda dökmeye çalışıyorum.
Birgün bir yerde sizinle tekrar karşılaşacağımıza  inanarak.
Evet bugün yine öğretmenler günü.Ellerinizden öpemesemde her nerede,kiminleyseniz sizi yüreğinizden öpüyorum.

 Basta  sevmenin ve sevginin  en güzel  hali   
  SEVGİ ŞAHİN 
öğretmenim olmak üzere tüm  Öğretmenlerin, öğretmen arkadaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum.  

Sevgi öğretmenim sevgili öğretmenlerim
Hayatlara dokunan bu kutsal mesleği layıkıyla yapan öğretmen arkadaşlarım
  İnanıyorum ki bu ülkede sizin gibi idealist  öğretmenler olduğu sürece, bu ülkenin gençlerinde ışığınız hic sönmeyecek. Sizler ne kadar onları  aydınlatırsanız onlarda verdiğiniz ışıkla  gelecek nesilleri ilelebet aydınlatacaklar. 

Bu arada bizleri merak eden varsa
Bizler O sene bir kaç kişi hariç  hepimiz üniversiteyi kazandık 
Edebiyatçılar okulun gururu oldu..
Mustafa ise  sınıfın  gururu.
Mustafa Uluslararası ilişkileri kazandı. Ona Türkiye'deki okullarda yetmedi kalktı  Almanya'da okuluna devam etti. Mustafa Sevgi hocamızın dediği gibi Almanya'da bir partide  Almanya'da ki Türklerin haklarını  savunan başarılı bir  siyasetçi oldu.
Ben mi?
Bende  kendi çapında bir  yazar bir gazetede köşe yazarı.  
Sevgiyle iletişimde kalalım...

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Orhan Kahraman
    1 ay önce
    Eline ,Yüreğine sağlık sevgili Gülcan geçmişi Mükemmel tasvir etmişin. Akıcı uslüp ve mükemmel cümleler ve sanki kendimi o sınıfta melek yüzlü Matematik öğretmeninin sorusuna maruz biri gibi hissettim .