KADINA  ŞİDDET 
Şadıman Şenbalkan

Şadıman Şenbalkan

KADINA  ŞİDDET 

25 Kasım 2019 - 13:51

Birçok ölümle neticelenen kadın dramı, gözümüzün önünde cereyan ediyor, kadına şiddet gün be gün sürüyor.
Bu çileli halin bitmesi için sosyal-kültürel anlamda neler yapılmalı, kadına reva görülen bu vicdansız baskıyı, şiddeti ve dayatmayı nasıl ve ne şekilde önlemeliyiz?
Şiddete maruz kalmış, bıçakla yaralanmış, ya da iftiraya maruz kalmış bir kadın neden onca zaman ona biçilen bir eza’ya sessiz kalır? Nasıl bir ruh haliyle böylesine bir aşağılanmaya katlanır?
Bu bağlamda ve bu sosyal görevde ilgili kişilere bu konuyu sormak, araştırmak ve bu yaranın bu cerahatin derinine inmekte fayda var.
 O halde soralım ve sorularımızın psikolojik sosyolojik nedenlerini anlamaya çalışmakla kalmayıp anlatalım.
Sosyolog sorar:
 Ne oldu? Olgusal soru.
Bu her yerde oldu mu? Karşılaştırmalı soru.
Bu olay zaman içinde tekrarlandı mı? Gelişimsel soru.
Bu olgunun altında teorik olarak yatan neden nedir? Teorik soru.
Toplum, toplumsal davranış, temel kavramlarının önceliği toplumsal değişme, gurup, benlik, statü, toplumsal rol, norm ve toplumsallaşmanın sosyolojik boyutudur. Toplumsallaşmanın önemli öğelerden biri de ekonomik problemlerini çözmüş insanın toplumsal değerlere bakış açısı ile doğru orantılıdır. Çünkü ekonomik problemlerini çözmüş insan iş güç sahibi olmuş kadın veya erkek toplumsal bakış açısında; üretim ve tüketim toplumuna bakma gücündedir. Kaldı ki insanın hayatını idame edebilmesi günlük yaşamdaki olmazsa olmazlarını karşılayacak bir geliri ve o gelirin devamlılığı ile mümkündür.  Bu gerçek ancak ve ancak kişinin eğitimi, becerisi; işi ile hayatına geçer.
İşte tam bu noktada, ekonomik çıkmazlara bakalım ve yıkılan birçok ailenin temelindeki olumsuzluğun nedenlerinin başında sayabileceğimiz işsizlik sorununun, bu çözüme katkı olabilmesi için not düşelim.
Bireylerin sosyal anlamda nasıl yaşadığına, yaşam için gerekliliklerini nasıl kazandıklarına bakmakta yarar var.
İş melikelerini geliştirmek, istediği ve sevdiği işi yapanların olması durumunda insanların daha bir mutlu olduğu kamuoyu yoklamalarıyla saptanmış bir gerçektir.
Ancak halk arasındaki değimle elinde “altın bileziği olmayan” zanaatkâr olmayanlar ne yapsınlar?
Dolayısıyla erkeğe ve kadına iş istihdamı, kadının erkeğin yanındaki ekonomik özgürlüğü daha bir yumuşatıyor kadının güçsüzlüğünü.  Kadına iş konusunda devlete ve yatırımcı tüm iş adamlarına, esnafa ‘iş düşüyor’ ve işveren, vasıflı vasıfsız eleman alımında daha bir objektif olmaya çağrılıyorsa; ‘sosyal fayda’ elde etmenin kapısı aralanır düşüncesiyle, “herkes elini bu taşın altına koyacak” demeden geçemeyiz bu önemli mevzuda.
Ekonomik sorunlarını en aza indirmiş bir toplum daha bir kendinde ve günlük aşının derdinde olmayınca; kavga gürültü azalmaz mı?
 “Yoksulluk kapıdan girince, aşk bacadan kaçar” söylemi, tam bu noktada ekonomik nedenlerin karı-koca ilişkisini belirlediği bir başka saptaması değil mi? 
Salt aşkın para etmediği, aşkın karın doyurmadığı yaşayarak öğrenilen; şekil ve zemin gerçeğidir ve bu gerçek; aşk bitince değil, gerçek yaşam koşullarında ortaya çıkınca kendini gösteriyor yaşamın kuralında.   
KADINA SORULAN SORULAR 
Psikolog sorar: Kocanız tarafından dövüldüğünüzde neler hissettiniz?
Kocanızdan mı korktunuz?
Evsiz barksız kalmaktan mı korktunuz?
Bir işiniz olsa dayağa katlanmaktan vazgeçer misiniz?
Kadına her türlü saldırının; sosyal ve psikolojik boyutunda, kadını meta yapan erkek zihniyetine “dur” demek için çözüm önerisi için sosyolog ve psikologlara danışarak, poliste kaydı bulunan birahanelerde, barlarda çalışan kadınlarımızla konuşarak, çözüm arayalım.
Kimse kötü yola düşmek istemez dedi R.H. isminde bir kadın. Yaşamından anlattığı gerçek hikâyesinde istemediği yaşama zorlanmasının sebebi,  yine kocaydı.
Gencecik bir kızı, onu istemiyor diye öldüren erkek mutlaka hasta olmalı, dedi bir kadın insan.  Kıskançlığın en beteri mi insana “benim olmuyorsa, başkasına da yar olmasın” zihniyeti mi erkeği katil yapar?
Psikopat düşünceler dışında hangi gerçek kadınını öldürtür erkeğe? İşte sırf bu yüzden, katil kocalarda sormak gerekmiyor mu işin iç yüzünü. 
 Gerek kadının ve erkeğin birbirini yok etmeden ‘gül gibi geçineceği’ bir dünyaya bakmaları ve kadın ile erkeğin ‘kader’ diye kabullendikleri yazgıya “dur” demek adına; herkes elini bu ağır taşın altına koymalıdır ki, o taşla ince narin bir o kadar da marifetli kadın elleri ezilmesin...

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Hülya O
    7 ay önce
    Kadın ve şiddet yanyana yakıştıramadım şiddeti yaşam biçimi yapan erkeklere geçit yok