Reklam

Başkan Soyer Salih Erkek ile Erkekçe programının canlı yayın konuğu oldu: "Yerel Basının Güçlendirilmesi Gerekiyor"

İzmir Basın Yayın Derneği Başkanı (İBYAD), Gazetem İzmir imtiyaz sahibi Salih Erkek'in hazırlayıp sunduğu Erkekçe programının canlı yayın konuğu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer oldu.

Başkan Soyer Salih Erkek ile Erkekçe programının canlı yayın konuğu oldu: "Yerel Basının Güçlendirilmesi Gerekiyor"

İzmir Basın Yayın Derneği Başkanı (İBYAD), Gazetem İzmir imtiyaz sahibi Salih Erkek'in hazırlayıp sunduğu Erkekçe programının canlı yayın konuğu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer oldu.

Başkan Soyer Salih Erkek ile Erkekçe programının canlı yayın konuğu oldu:
24 Nisan 2021 - 07:12

Gazetem İzmir / Yusuf ERKEK - Gazetem İzmir TV ve Atürk TV ortak yayınında yayınlanan Salih Erkek ile Erkekçe programının canlı yayın konuğu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer oldu. Kent gündemine dair konuların ele alındığı programda birbirinden çarpıcı açıklamalarda bulunan Soyer İzmir'de yaşanan deprem, tsunam, sel felaketlerinde yapılanların yanı sıra pandemi sebebiyle vatandaşa ulaştırılan yardımlar hakkında bilgiler verdi. Vatandaşların haber alma hürriyetlerinin elinden alınmaması için yerel basının güçlendirilmesi gerektiğine de değinen Soyer "bunu Türkiye'ye örnek olacak şekilde İzmir'de gerçekleştireceğiz. Siz de İzmir Basın Yayın Derneği adı altında bir örgütlenme başlattınız. Bu konuda sizi tebrik ediyor ve her zaman yanınızda olduğumuzu bilmenizi istiyorum. Ayrıca ikimizinde ortak hayali olan Agora'dan Kadifekale'ye teleferik projesi var. Yaşanan afetlerden dolayı bunu şimdilik gerçekleştiremedik lakin bana inanın o o projeyi hayata geçirdikten sonra teleferiğe birlikte bineceğiz" dedi.

Salih ERKEK: Sevgili Başkanım, öncelikle Gazetem İzmir TV ve Atürk TV ortak yayınına hoş geldiniz, şeref verdiniz. İzmir çok zorlu iki sene geçirdi ve İzmir’in başında belediye başkanı olarak siz varsınız. Yangınlar, deprem, tsunami, sel felaketi bunun yanı sıra pandemiyle zor durumda olan vatandaşların yardımına koştunuz. Belediye olarak bu süreci nasıl yönettiniz?

Tunç SOYER: Salih Bey öncelikle ben sizlere teşekkür ederim. Dediğiniz gibi İzmir tarihinde yaşanan ne kadar felaket varsa biz göreve geldiğimiz 2 sene içinde hepsini yaşadık. Olaya ben şu yanından bakıyorum bizi çok olgunlaştırdı, çok pişirdi, çok hazırlanırdı. Deprem konusunda o kadar büyük bir afet yaşadık ki 50 bin insan dışarda kaldı, evsiz kaldı bunun 4500’ü ağır hasarlı, 6500 - 7000 civarında olanlar ise orta hasarlı. Bu aileler dışarıda kaldılar fakat biz kriz belediyeciliği adlı bir çalışma yaptık ve birinci ayın sonunda çadırlarda kalan vatandaşlarımızı çadırlardan çıkardık, herkesin başını sokabileceği bir yuvaya yerleştirdik, kimi vatandaşımızı TOKİ’ye, kimi vatandaşımızı Hilton Oteli’ne yönlendirdik. Bunun yanı sıra Bir Kira Bir Yuva uygulamamız ile depremzede vatandaşlarımıza 10 Bin TL’ye kadar maddi destek sağlayarak istedikleri yerde ev kiralamalarına yardımcı olduk. Ev eşyası olmayan hemşehrilerimize belediyemizin imkanları doğrultusunda ev eşyası temin ettik ve yaşadıkları zorlukları hafifletmek için vatandaşlarımızla işbirliği yaparak kendilerine yardım elimizi uzattık.



DEPREM OLDUKTAN DAKİKALAR SONRA ÇALIŞMALAR BAŞLATILDI

Deprem olduktan sonraki dördüncü dakikada itfaiye personellerimizi ihtiyaç bölgelerine gönderdik. Arama kurtarma çalışmaları için 540 itfaiye personelimiz 2 vardiya şeklinde hiç aralıksız 12 saat canla başla çalıştılar. Ve 100'ün üzerinde vatandaşımızı enkaz altından çıkarılmasında büyük destek oldular.



Biz depremin meydana gelmesinden çok kısa süre sonra 259 çadır kurduk daha depremden saatler sonra bu hız vatandaşlarımıza güven verdi; vatandaşımızı rahattı. Çaresizdiler, ne yapacaklarını bilemiyorlardı. Anında çorba ve sıcak yemek dağıtımına başladık. Ve biz ilk andan itibaren çok büyük bir çalışma gösterdik, Türkiye’nin her yerinden büyük yardımlar geldi, bunları iyi koordine ettik; çünkü biliyorduk ki en temel görevimiz bu yardımların koordinasyonu sağlamak, ihtiyaç sahibine ulaştırmaktı. Bu noktada bize desteğini esirgemeyen İzmir ve Türkiye halkına teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz. Bir kira bir yuva uygulamamıza 42 Milyon TL bağış yapıldı.



Bu çok büyük bir rakam. Biz demiştik ki kışı geçirecek bir ailenin kira bedeli en az 10 bin liradır. Her bir depremzedeye 10 bin lira destek vermemiz lazım, 4200 aileye 10 bin lira destek verecek şekilde bir kampanya yaptık ama orta hasarlılar için İzmir büyükşehir belediyesi bu taahhüdü yaptı orda da orta hasarlılara 5 Bin TL desteği biz yaptık. Yaşanan deprem felaketinde 118 vatandaşımızı kaybettik, çok büyük acılar yaşadık. Bunlar asla unutulamaz. Lakin elimizden ne geliyorsa, vatandaşımızın acısını dindirebilecek ne imkanımız varsa seferber ettik, hafifletmeye çalıştık. Örneğin depremde yakınını kaybeden ailelerden bir kişiye istihdam sağladık, evini ve işini kaybeden apartman görevlilerine de istihdam sağladık. Özetle bir ana gibi İzmir büyükşehir belediyesinin şevkat elini mağdur vatandaşlarımıza uzattık.

SELZEDELERİ YALNIZ BIRAKMADIK

Benzeri yıllar önce görülmüş bir sel felaketiyle karşı karşıya kaldık, maddi ve manevi mağdur olan vatandaşlarımıza maddi destek sağlayarak yaralarını sarmaya çalıştık. Konutunda maddi hasar yaşayan ve tespit edilen vatandaşlarımıza 2 ile 12 Bin TL arasında, işyeri sahiplerine ise 2 ile 15 Bin TL arasında maddi destek sağladık. Bunun haricinde taşma yaşanan yerlerdeki yetersiz kanalları tespit ettik ve hızla yenileme çalışmalarını başlatıp gerekli önlemleri aldık.



PANDEMİ DOLAYISIYLA HERKESE YARDIM ELİ UZATTIK

Dünya genelinde yaşanan koronavirüs salgını sürecinde işsiz kalan, maddi zorluk çeken vatandaşlarımıza gıda yardımı, temizlik ve dezenfektan maddesi yardımları ulaştırdık. Aynı zaman içerisinde pandemiden dolayı işyerleri kapalı olan esnafımıza el uzattık. Bu aşamada maddi durumu olan vatandaşlarımızın ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza buluşturduk, bizizmir.com adlı internet sitemiz üzerinden online ödemeli gıda pakedi, hijyen pakedi gibi paketleri satın almaları yöntemiyle ihtiyaç sahiplerinin adreslerine belediye olarak ulaştırdık.



Biz pandemiden önce Toplum Sağlığı Daire Başkanlığı’nı kurmuştuk. Bu daire başkanlığı süreci yönetmemizde çok faydalı oldu. Bu başkanlığın içerisinde bize bilimsel anlamda yol gösterecek kişilerden oluşan bir bilim kurulu oluşturduk. Pandemi sürecinde her pazartesi yaptığımız toplantılarla çizeceğimiz yol haritalarını belirledik. Ortak akılla yönetilmesi gereken bir süreçti ve bütün bunlar büyük bir dayanışmanın doğmasına sebep oldu; İzmir’de herkes birbirine nasıl destek olabilirim, nasıl bu hikâyeyi, kurguyu, tahribatı azaltabilirim bunun derdine düştü. Ve bizde büyükşehir belediyesi olarak önceliklerimizi buraya kaydırdık ve hiç kimseyi mağdur etmemek için o mağduriyetleri mümkün olduğu kadar aşağı çekmek için birçok çalışma yaptık, esnafımıza sahip çıktık, sağlıkçımıza sahip çıktık, üreticimize tarımda sahip çıktık. Bir tane örnek vereyim, kiraz mevsiminde Kemalpaşa'da şehir dışından geçişler yasaklandı, kiraz hasadı yapmaya geliyorlar her sene, onlar gelemez oldu. Sonuçta kiraz üreticisi perişan, ne yapacağını bilemedi. Biz burda devreye girerek bir çağrı yaptık, üniversiteli gençler yüzlercesi geldiler biz onları oraya taşıdık ve haftalarca kiraz hasadı yaptılar gönüllü olarak.



Demem o ki bu sadece İzmir büyükşehir belediyesinin başarısı değil, İzmir çok büyük bir sınav verdi. Biz koordinasyonu düzenledik ve belediyenin öncelikli çalışmasını buraya yönlendirdik.

Salih ERKEK: Sayın Başkanım İzmir’de “Başka Bir Tarım Mümkün” sloganıyla içerisinde eşiniz Neptün Soyer’in de bulunduğu bir oluşum başlattınız ve tarımsal yönde yerel üreticiye destek olmaya başladınız. Gerçi bu çalışmalarınız Seferihisar Belediye Başkanı olduğunuz dönemde de vardı ve Neptün Hanım öncülüğünü yapıyordu. Şimdi siz daha ileri götürdünüz. Bu konu hakkında kamuoyunu bilgilendirebilir misiniz?

Tunç SOYER: Evet Başka Bir Tarım Mümkün dedik ve bu konuda kollarımızı sıvadık. Bunun için üreticilerimize destek olmak ve onların, emeğinin karşılığını alarak doğduğu yerde doymasını sağlamak bizim için en öncelikli konuların başında geliyor. Çünkü çiftçimiz hak ettiğini almazsa, destek göremezse, bize miras kalan bu bereketli topraklarda üretim yapılamaz hale gelir ve ülkemizdeki tarım tamamen çöker. Salih Bey gerçekten bu memleket kendi kendisine yeten bir memleketti. Bize çocukluğumuzdan beri öğretilen şey buydu ve fakat pandemi dolayısı ile gördük ki yeterli değil, destek olmak şart.



Başka bir tarım dediğimiz şey yerel hayvan ırklarına sahip çıkarak, yerel tohumlara sahip çıkarak başka bir tarım yaratabilmektir. Bu hem kuraklıkla mücadele etmek hem de yoksullukla mücadele etmek anlamına gelir. Küçük üreticiye sahip çıkarsanız köyle kent arasında ki dengeyi korumuş olursunuz. Bu denge her şeydir; aslında bütün mesele orda bitiyor. Eğer küçük üretici toprağından ekmeği kazanamayacak duruma gelirse işsiz ordusuna katılır ya da ucuz iş gücü haline gelir. Bu durum kentin ve kentsel hayatında dengesini bozar. Çünkü ya gecekondulaşılıyor ya sefalet büyüyor yoksulluk büyüyor halbuki toprağında kalsa, toprağında ürettiğiyle geçindirebilecek olsa kimsenin toprağını terk etmek gibi bir niyeti olmaz. O zaman ne yapmak lazım üretime devam etmek için önünü açmak lazım destek olmak lazım.



Geçen sene 114 milyon liralık alım yapmışız üreticiden, bu sene 340 milyon liraya çıkartıyoruz. Çünkü üretici ürettiğinin karşılığını alıyorsa ailesini geçindiriyor köyüne sahip çıkıyor kente göçmek niyetinden de vazgeçiyor. Özetle bizim tarım politikamız bu kentin kırsalıyla bu kentin metropolü arasında ki dengeyi kurmaktır. Bu da tüm Türkiye’ye ilham verecek tarım politikasıdır. O nedenle ısrarla kararlılıkla devam edeceğiz. Manda dağıtımından kuzu keçi dağıtımına, bal petek dağıtımından her türlü üreticinin üretim yapılmasından kooperatiflerin desteklenmesiyle gerçekleşen bir durumdur bu.

HALKIN BAKKALI ÜRETİCİYE CAN VERDİ

Halkın bakkalının açılmasıyla çok sayıda üreticimiz kalkınabildi. Halkın bakkalı öyle bir uygulama ki kooperatiflerin ürettiğini aracısız, doğrudan doğruya tüketiciye ulaştırılan hem uygun fiyatla hem de kaliteli ürünle buluşturma projesidir. Biz bunu hayata geçirdik ve zaman geçtikçe Halkın Bakkalı zincirlerini artırıyoruz. Sadece İzmir’deki kooperatiflere değil Türkiye’nin her yerindeki kooperatiflere kardeşim ne üretiyorsanız getirin sizin için burda satışını yapalım, dükkan kirası yok, ne üretiyorsanuz kaça satılması gerekiyorsa koyun etiketini satalım ve size parasını verelim diyoruz.



Bu uygulamayla üretimi desteklediğimiz gibi kentlimizi temiz ve sağlıklı gıdayla buluşturmuş oluyoruz. Çünkü onlar elleriyle güvenilir sağlıklı gıdalar üretiyor. Pekmezinden pirincine, bulgurundan budayına her şey dolayısıyla halkın bakkalı sayılabilecek her şey. Şimdi ise yeni bir uygulamaya başlıyoruz, E-ticaret. Artık dükkan açmak yerine internet üzerinden halkın bakkalını kuruyoruz hemen hemen bitti çok kısa bir sürede yaygın bir şekilde bütün Türkiye’ye ve hatta bütün dünyaya açacağız ve böylece en küçük kooperatifte bile ne üretiliyorsa değerlendirmesinin önü açılacak.

Salih ERKEK: Sayın Başkanım önceki dönem belediye başkanı Aziz Kocaoğlu zamanında Kadifekale’den TOKİ konutlarına taşınan vatandaşlarımızın ödeme planlarına yetişememeleri sebebiyle sorunları var. Yıllardır sadece faizlerini ödeyebildikleri için daha anapara ödemesine geçemediler. Bu konu hakkında yapabileceğiniz bir şey var mı?

Tunç SOYER: Salih Bey konuya az çok vakıfım ancak bizim dönemimizde olan bir çalışma olmadığı için şuan kesin bir şey söylemek mümkün değil. Lakin biz belediye olarak her zaman vatandaşımızın yanındayız. Bu konuyla alakalı yapılabilecek bir durum varsa yaparız. Vatandaşımızı yarı yolda bırakmaz elimizden gelen bir şey olursa seve seve yaparız.

Salih ERKEK: Sayın Başkanım malumunuzdur 14 yıldır Kadifekale Güzelleştirme ve Yaşatma Derneği’nin başkanlığını yürütüyorum. Oralar korkulan, vatandaşlarımızın çıkıp göremediği yerlerdi. Bölgenin önde gelen kanaat önderleriyle oraları it kopuk kişilerden temizledik, o zamanın Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş ve meclis üyelerinin desteğiyle etkinlikler düzenledik, Türkiye’nin ikinci büyüklüğünde olan sivil bayrağını diktik. Dernek giderleri dahil her şeyi cebimden karşıladım. Orasıyla alakalı bir hayalim var sizinle de paylaştığım ve sizin de olur verdiğini. Bu tabii ki Agora’dan Kale’ye teleferik projesi. O projemiz ne durumda. Bir ilerleme mevcut mu?

Tunç SOYER: Salih Bey sizin de ifade ettiğiniz ve bilinen üzere iki senedir felaketlerle uğraş halindeyiz. Bir türlü hayata geçirmek istediğimiz bazı mega projeleri gündeme alamadık. Umarım ki bu olumsuzluklardan kurtulur ilk fırsatta İzmir’e katma değer kazandıracak projeleri hayata geçiririz. Sizin gibi benim de hayalim Agora’dan Kale’ye teleferik projesini gerçekleştirmek. İnşallah bu proje gerçekleştiğinde beraber o teleferiğe binip Agora’dan Kadifekale’ye çıkacağız.

Salih ERKEK: Başkanım malumunuz İzmir Basın Yayın Derneği (İBYAD) adında bir dernek kurduk ve yönetim kurulu üyelerimizin teveccühü ile başkanlık görevine getirildim. Şuanda basın emekçileri, yerel medya imtiyaz sahipleri zor durumda. İzmirli iş adamlarımız ne yapıyolar İstanbul medyasına reklamlarını veriyolar. İstanbullular, Ankaralılar geliyolar burdan ekmek kazanıyolar reklamlarını ilanlarını İstanbul medyasına veriyolar benim sizden istihramım başkanım hem bu basın derneğimize sahip çıkmanız hem de bu haksızlıkları ortadan kaldırmanızdır. Bir de Sayın Binali bey Başbakan olduğu zaman 60 tane gazeteci ile hepsinin huzurunda büyük bir otelde kendisine konuyu iletmiş, efendim bizi niye esir ediyorsunuz, ben mecbur değilim ki gidipte gazete basayım, şu gazetenin maliyeti 1 lira 80 kuruş, işçilik yok, kira yok, o yok bu yok 1 lira 80 kuruş hem de döviz bazında. Bunlara mecbur değiliz internet basın yayın hakkımızı verin ağacımız da kesilmez, boyamız gitmez, teknolojiyi kullanalım diyorum. Bu konudaki görüşlerinizi alabilir miyim?

Tunç SOYER: Salih bey bu konuda yerden göğe kadar haklısınız. Yerel basın güçlü olmadığı taktirde ulusal basın dediğimiz basın havuz medyasına dönüyor. Yerel basının güçlü olması lazım çünkü haber alma hürriyeti dediğimiz şey su gibi, ekmek gibi bir insan ihtiyacıdır. İnsanlar haber alma hürriyetini yaşamak istiyorlar, güvenmek istiyorlar, bilgilenmek istiyorlar. Aksi halde hem cehalet büyüyor hem de kötü niyetlilerin önü açılıyor. Bu nedenle yerel basının güçlendirilmesini baştan beri çok önemsiyorum, bundan sonrasında çok daha fazlasını da göreceksiniz. Kurmuş olduğunuz dernekten dolayı sizleri kutluyor, tebrik ediyorum. Bu yerel bir örgütlenme, yerel bir teşkilatlanma biz de bu oluşuma sahip çıkacağız hiç merak etmeyin. Biz bütün Tükiye'ye yerel basının nasıl olması gerektiğini öğreteceğiz.

İBYAD YÖNETİM KURULU ÜYESİ EROL DİKER'DEN BAŞKAN SOYER'E ANLAMLI HEDİYE

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in Salih Erkek'in hazırlayıp sunduğu Erkekçe programına katıldığı gün İzmir Basın Yayın Derneği Yönetim Kurulu üyeleri de basın merkezinde hazırda bulundu. İBYAD Yönetim Kurulu Üyesi Erol Diker Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün silah arkadaşı olan dedesinden miras kalan 11 Kasım 1938 yılına yani Atatürk'ün vefat tarihinin ertesi gününe ait olan ve Türkiye'de şuan sadece bir adet bulunan "Onun ardından Türk yurdu değil bütün dünya ağlıyor" manşetli Son Posta gazetesini hediye etti.



Başkan Soyer'de sunulan hediyenin çok kıymetli olduğunu ve çerçeveletip asacağını ifade ederek çok teşekkür etti. Diker'in yanı sıra İBYAD Yönetim Kurulu üyelerinden Remzi Doğan'da kendisini yaptığı Komando Heykeli'ni Başkan Soyer'e hediye etti.

 


YORUMLAR

  • 0 Yorum