Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda özetle şunları söyledi: “Eser, hizmet ve kardeşlik siyasetinin temsilcisi olan AK Parti’mize yönelik teveccüh her seviyede katlanarak artıyor. Huzur arayan, kardeşlik ve dayanışma arayan, şehrine, ilçesine, beldesine hizmet etmek isteyen hemen herkes bu ailenin bir ferdi olarak bu çatı altında siyaset yapmayı arzu ediyor. Pazartesi bir ilçe belediye başkanımızı, dün ise bir milletvekillerimizi saflarımıza dahil ettik.
Bugün de yeni belediye başkanlarımızı bağrımıza basacağız. Birazdan AK Parti ailesine intisap edecek arkadaşlarımıza aramıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Millete ve memlekete hizmet yolculuğunda inşallah bundan sonra tam bir dayanışma içinde olacak, halkımızın güvenini boşa çıkarmayacağız.
İlkelerimizi benimseyen, huzurlu ve saygılı bir atmosferde ülkesi ve milleti için hayırlı bir iş yapmak isteyenleri bünyemize katmaya devam edeceğiz. SOSYAL MEDYA AKINTISI Seçmenden oy isterken müşfik, mütevazı ve saygılı ama milletten yetkiyi aldıktan sonra kibirli, üstenci, incitici bir tavır bizim tavrımız değildir. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; sosyal medyanın da tesiriyle etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda hem kamuda hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz.
Mahremiyet yok sayılırken, özel alan kavramı anlamını yitirmekte, görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak, insan onuru dahil her türlü değerin her türlü hassasiyetin önüne geçmektedir. Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz. En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin. kaynak olarak ekleyin GÖSTERİ ALANI DEĞİL Ne siyaseten, ne de iletişim boyutuyla bize herhangi bir faydası olmayan tam tersine partimize zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum.
Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir. Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun hiçbir arkadaşım şunu unutmasın; hepimiz bulunduğumuz koltuklara milletin takdiriyle, tensibiyle geldik. Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır.
SOSYAL MEDYAYLA SEÇİM KAZANILSAYDI Eğer sosyal medya rüzgârıyla seçim kazanılsaydı, bugün iktidarda da Cumhurbaşkanlığında da başkaları olurdu. Elbette yeni medya araçlarını, teknolojinin sağladığı asimetrik imkânları göz ardı etmeyeceğiz. Yaptıklarımızı, hizmetlerimizi, icraatlarımızı en güzel şekilde bu mecraları da kullanarak halkımızla bilhassa da yeni kuşaklarla paylaşacağız.
Ama sosyal medyadaki yankı odalarına da hapsolmayacağız. KAYIKÇI KAVGALARININ PARÇASI OLMAYACAĞIZ Bir taraftan şehirlerimizi abad etmek için canla başla çalışırken, diğer taraftan da siyasi rakiplerimizle gereksiz polemiklerden uzak duruyoruz. Muhatabını karalamak, kötülemek, muhatabının acziyetinden rant devşirmeye çalışmak bizim siyaset tarzımız değildir.
Bizden kayıkçı kavgalarının parçası olmamızı bekleyen beyhude yere bekler.”İLKEMİZ İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ“Ne bir başkasının hayat tarzına müdahale ettik ne de kendini bu ülkenin sahibi gören küstah azınlığın hayat tarzı dayatmasına müsaade ettik. Ne bir başkasının inancına karıştık, ne de Jakoben zihniyetin günümüzdeki temsilcilerinin insanımızın inancına karışmasına eyvallah ettik. Buna rağmen artık eskisi kadar olmasa da zaman zaman sesi çok çıkan kibir abidelerinin sessiz çoğunluğu susturma, yıldırma, tedip ve tehdit etme girişimlerine şahit oluyoruz.
Bunlarla mücadelemizi hukuk ve demokrasi zemininde sürdürüyoruz. Hükümet olarak 2026 Türkiye’sinde halen 28 Şubat döneminin özlemiyle hareket eden, bu ülkeyi tapulu mülkü gibi gören baskıcı zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum. İlkemiz bellidir, inanç özgürlüğü.
Anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır. Dahası, 86 milyonun yaşam tarzı bizim teminatımız altındadır. Eskiden olduğu gibi bir avuç müstekbirin topluma parmak sallayarak azarladığı, kadınları kılık kıyafetine göre ayrıştırdığı, Anadolu insanını irticacı, gerici, yobaz diyerek tahkir ettiği günler artık geride kalmıştır.
Bu ülkede hiç kimsenin saçından, sakalından, çarşafından, cübbesinden, başörtüsünden dolayı aşağılanmasına, hakarete uğramasına, kendini dışlanmış, ötelenmiş hissetmesine kesinlikle göz yummayacağız.”
Yorumlar
Kalan Karakter: