24 Ocak 1993’te, Ankara’da arabasına bomba koyularak öldürülen gazeteci Uğur Mumcu'nun cinayetini abisi Ceyhan Mumcu anlattı.
Sözcü'den Saygı Öztürk'e konuşan avukat Ceyhan Mumcu, şunları söyledi:
"Sadettin Tantan’ın İçişleri Bakanlığı döneminde, olayın üzerinden 7 yıl geçtikten sonra cinayetler çözülmeye başlandı. Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı başta olmak üzere 18 olayın çözülmesi bizim için de sürpriz oldu. Uğur Mumcu’nun otomobiline bombayı koyanlar yargılandı, mahkum edildi. Otomobile C-4 patlayıcıyı yerleştiren Kimya Fakültesi öğrencisi Oğuz Demir, polisin elinden son anda kaçtı. Bu kişi halen yakalanamadı.
"Devlet isterse çözer"
Suikastin devletimizle ilgisi yok ama dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcısı Nusret Demiral, ‘Yabancı İstihbarat Örgütünün işi. Suikasti çözemeyiz’ dedi. Yardımcısı Ülkü Coşkun, Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’ya, ‘Devlet isterse çözer’ diye bir söz sarf etti. Yani yetkili, sorumlu, görevli savcılar böyle açıklamalar yapınca, bunlar da açıklanınca ‘devlet yaptı’ algısı oluştu Uğur’un otomobiline bomba koyanlar, Uğur’u tanımıyor. ‘Niye koydunuz?’ diye sorulduğunda ‘Tesettüre karşı çıkıyordu, o yüzden’ dediler. Halbuki Uğur’un tesettürle ilgili hiçbir yazısı, açıklaması yok. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı’na da başvurdum, dinimize aykırı yazısı olup olmadığını sordum. Böyle bir yazısının olmadığı belirtildi ve bunu mahkemede de okudum.
"Ferhan Özmen Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadığı için cezaevinde"
Sanıkların Eskişehir Cezaevinde tutulduğu dönemde, kendilerini cinayete kimlerin azmettirdiği konusunda açıklama yapacaklarını söylemişlerdi. Bu kişilerin kendilerine işkence yapıldığına ilişkin dilekçeleri üzerine, sanıklar görülmeden ‘İşkence gördüklerine’ ilişkin rapor düzenlendi. Aynı dönemde tüzel kişilikler adına davaya müdahil olunamayacağına ilişkin Yargıtay Başsavcılığı’nın da görüşü nedeniyle dava uzadı. Sanıkların, cinayet emirlerini veren, buna aracılık yapanlarla ilgili açıklamalarda bulunacağı gün, avukatları sanıkların işkence gördüğüne ilişkin raporu mahkeme heyetine sundu. Sanıklar da suçu, işkence nedeniyle kabul ettiklerini savundu. Bu dava uzatıldıkça uzatıldı. Sanıklar, hak ihlali olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Uzun tutukluluk nedeniyle sanıklar tahliye edildi. Sadece Ferhan Özmen Anayasa Mahkemesi’ne başvurmadığı için cezaevinde.
Tevhid, Selam ve Kudüs Savaşçıları suç örgütü tek bir davada yürütüldü. Bu olay üzerine ‘işsiz taksi,minibüs şoförü ne diye bu eylemleri yapsın?’ diye konuşuldu. Sokağa çıkın vatandaşa, ‘Uğur Mumcu başta olmak üzere o dönemdeki cinayetleri bunların yaptığına inanıyor musunuz?’ diye sorsanız kimse inanmaz. Çünkü, bu kişiler Uğur Mumcu’nun ne yazdığını ne istediğini bilen kimseler değil. Öyle anlaşıldı ki bunlara para vererek siparişle yaptırdılar. Bir kişiye 25 bin dolar ödendiğine ilişkin ses kaydı var. O telefon dinlenmesi ortaya çıktıktan kısa bir süre sonra parayı verdiği öne sürülen kişi kaçırıldı, öldürülmüş olarak bulundu.
Ama ben, hâlâ İsrail gizli servisi MOSSAD’dan kuşkuluyum. Otomobilin vites koluna bomba yerleştirilmesi daha önce olmayan bir uygulamaydı. Bomba yerleştirme konusunda MOSSAD’ın uzmanlığı var. Cep telefonlarını, çağrı cihazlarını da onların patlattığını hatırlatalım.”
Yorumlar
Kalan Karakter: