Bazen insan, uyanıkken bir masalın içine düşer. Adımlarını taş sokaklara bastığını sanırsın ama aslında zamanın kıvrıldığı bir rüyada yürürsün. Kraków da tam olarak böyle bir şehir… Gerçek ile hayalin birbirine karıştığı, tarihin fısıltıyla konuştuğu bir diyar.
Polonya’nın kalbi sayılan bu kadim şehir, Vistül Nehri’nin kıyısında asırlardır dimdik durur. Rivayetlere göre Kraków’un temelleri 7. yüzyılda atılmış olsa da, şehrin ruhu insanı bir anda 1300’lü yıllara sürükler. Taşlar konuşur burada; her duvar, her kule bir sır saklar. Orta Çağ’da kralların taç giydiği, şövalyelerin at koşturduğu bu şehir, zamanın tozunu üzerinden hiç silmemiştir.

Şehri çevreleyen şatolar ise bir masal kitabından kopup gelmiş gibidir. En görkemlisi, Wawel Tepesi’nde yükselen Wawel Kalesi… Yalnızca bir kraliyet sarayı değil, aynı zamanda efsanelerin kalbidir. Çünkü bu topraklarda ejderhalar yaşamıştır derler. Yedi ejderha kalesinin gölgesinde yürürken, taş duvarların arasından bir alev nefesi yükselecekmiş gibi hissedersiniz. Özellikle Wawel Ejderhası (Smok Wawelski) efsanesi, Kraków’un hayal gücünü besleyen kadim bir masaldır. Cesur bir ayakkabıcının kurnazlığıyla alt edilen ejderhanın hikâyesi, hâlâ şehrin sokaklarında dolaşır.

Kraków’un dar ve kıvrımlı sokaklarında yürürken zaman ağırlaşır. Gotik kuleler gökyüzüne uzanır, Rönesans avlularında yankılanan adımlar geçmişten bir selam gibidir. Avrupa’nın en büyük ortaçağ meydanlarından biri olan Rynek Główny’de durduğunuzda, yüzyıllar boyunca burada kurulan pazarları, çan sesleriyle başlayan sabahları ve meşalelerle aydınlanan geceleri hayal etmemek mümkün değildir.

Bu şehir sadece taş ve tarihten ibaret değildir; Kraków’un bir ruhu vardır. Melankolik ama vakur, gizemli ama davetkâr… Sanki her köşe başında bir masal anlatıcısı durur da kulağına fısıldar: “Burada zaman geçmez, burada zaman yaşanır.”

Kraków gezisi, bir seyahat değil; bir hatırlayıştır. İnsanın, içinde hâlâ masallara inanan bir çocuk olduğunu hatırlaması… Şatolarla çevrili bu şehirde yürürken, gerçek dünyanın sınırları silinir ve insan kendini tarihle fantastik olanın el ele verdiği büyülü bir rüyanın içinde bulur.
Ve Kraków, ardına dönüp bakmayanlara bile şunu bırakır:
“Bir gün yine masala düşmek istersen, ben buradayım.”





Yorumlar
Kalan Karakter: