Bazıları, hamilelikleri yüzünden…
Bazıları, yoksullukları yüzünden…
Bazıları ise;
🔸 Fazla güzel,
🔸 Fazla asi,
🔸 Fazla baştan çıkarıcı,
🔸 Fazla zorlu,
Çevrelerindeki insanlar için sadece “fazla zahmetli” oldukları gerekçesiyle oralara gönderildiler…
*
Magdalene Çamaşırhaneleri
(Magdalene Laundries)
Çok eski, bir geçmişe ait değildi;
İrlanda’daki sonuncusu 1996’da kapandı.
Taş duvarların ardında kadınlar ve genç kızlar, katolik bakışlı kurumlara kapatılıyor;
Dış dünya onların “kurtarıldığını” sanırken;
Onlar çok düşük ücretlerle ya da hiç ücret almadan çamaşır çitilemeye, yıkamaya, katlamaya ve ütülemeye zorlanıyordu.
Birçoğu, hiçbir suç işlememişti…
Bazıları evlilik dışı, çocuk sahibi olmuştu…
Bazıları yetimdi…
Bazıları, istismara uğramıştı…
Bazıları, utanç kaynağı gibi görülen durumlarının gizlenmesini isteyen aileleri tarafından gönderilmişti…
Bazıları ise, tek suçu itaat talep eden topluma uyum sağlamayı reddetmek olan genç kızlardı.
İçeride isimleri, ellerinden alınabiliyor…
Saçları kesilebiliyor…
Sesleri susturuluyordu…
Yapılan iş tüketici, maruz bırakıldıkları utanç kasıtlı ve cezaları bitmek bilmezdi.
Çarşaflar tertemiz olasıya kadar yıkanırken;
Kadınların kendilerine birer “leke” muamelesi yapılıyordu.
Bu hikâyenin merkezindeki “zulüm” işte buydu;
Bu çamaşırhaneler;
Kadınların, hayatlarının aşağılama yoluyla temizlenebileceği, düzeltilebileceği ve kontrol altına alınabileceği fikri üzerine kurulmuştu.
Hamile bir, kıza yardım edilmiyor, aksine saklanıyordu…
Yoksul kız korunmuyor, aksine kullanılıyordu…
“Zorlu” bir kadın, anlaşılmaya çalışılmıyor;
Aksine suskunlaşana dek iradesi kırılıyordu…
On yıllar boyunca müşteriler çamaşırlarını gönderip tertemiz katlanmış halde geri aldılar;
O çamaşırları elleri tahriş olana dek çitileyenlerin kim olduğunu nadiren sorguladılar.
Saygın toplum, kınadığı o acıdan besleniyordu…
🔹 Aileler,
🔹 Kiliseler,
🔹 İşletmeler,
🔹 Devlet.
Tüm bunlar, kadınları kapalı kapılar ardında tutarken buna;
“Ahlak” kılıfı uydurarak üzerlerine düşen rolü oynadılar.
Oysa utanç kaynağı, asla o kadınlar değildi.
Utanç; kadınların özgürlüğünden o denli korkan ve bu korkuyla çamaşırhaneleri birer hapishaneye dönüştüren sisteme aitti.
Onları unutmayın…
Tarih bu olayların sert yüzünü yumuşatmaya çalıştığında, onların isimlerini dile getirin…
Ve kendinize, şu soruyu sorun;
Kötü oldukları için değil;
Sadece, “zahmetli” görüldükleri için cezalandırılan kaç kadın vardı?
*
Eğer bu tarihçe sizi derinden etkilediyse, paylaşın…
Bu tür hikâyeler ancak;
Sessizliğin adaletsizliğe hizmet etmesine izin vermediğimizde varlığını sürdürebilir.
Kaynak:
“Women In World History”

S O N U Ç
Tarih boyunca kadınların toplumsal yaşamdan dışlanması ve zorla tutsak işçi olarak çalıştırılması;
Temel, “insan hakları” ihlallerinin ağır biçimlerinden biridir.
Bu adaletsizlik kadınların ekonomik bağımsızlığını engelleyerek;
Onları, bağımlı kılıp sömürüyü derinleştirip ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini kalıcı hale getirmektedir.
💨💨💨💨💨
KADINLAR TOPLUMUN YARISINI OLUŞTURUR
DİĞER YARISINI DA ONLAR YETİŞTİRİR
Turan ÇATAL
Araştırmacı Gazeteci-Yazar
Yorumlar
Kalan Karakter: