Şaka gibi ama değil… Artık sadece fotoğraflarımız değil, duygularımız da filtreli.
Üstelik bunun için özel bir programa da gerek yok.
Gülüşlerimiz kontrollü ve samimiyetsiz, acılarımız derin ama yokmuş gibi, mutluluklarımız ise hep gani gani…
Her şey “harika” görünmek zorunda.
Sabah yataktan kalkıyoruz — ki bazen bu öğle vakti bile olabiliyor — ama o şahane (!) bakımsız hallerimizi kimseye göstermiyoruz.
Sanki yataktan kalkar kalkmaz pek bakımlı, pek güzeliz gibi davranıyoruz.
Fotoğraflardaki filtrelere öyle kaptırıyoruz ki kendimizi, aynaya baktığımızda gerçeği sakladığımızı fark edip hayıflanıyoruz.
Ne yazık ki bu filtreleri hayatımıza öyle bir sokuyoruz ki, zamanla davranışlarımıza da sirayet ediyor.
Oysa insan, sakladığı şeylerle mutlu olabilir mi?
En tehlikelisi de ne biliyor musunuz?
Bir süre sonra başkalarının filtreli hayatlarını gerçek sanıp, kendi hayatımızın çıplak hâlini yadırgamaya başlıyoruz.
Yetmiyor, kendimizi eksik hissediyoruz.
Geride kaldığımızı düşünüyoruz.
İşte tam da bu yüzden biz de filtreli hayatların içine dalıyoruz.
Bir kısır döngüye giriyor, gerçeklerden uzaklaşıyoruz.
Oysa ki…
Gerçek hayat pürüzlüdür.
Gerçek mutluluk bazen dağınık, bazen sessizdir.
Ve insan, en çok filtresizken insandır.
Yorumlar
Kalan Karakter: