Karne günü geldiğinde evimizde sadece kâğıtlar değil duygularda girer.Sevinç,gurur,hayal kırıklığı,kaygı…
Aslında önce kendimize sormalıyız ,biz bugün neyi değerlendiriyoruz, çocuğumuzu mu,yoksa üzerindeki notları mı?
Karne bir çocuğun hayatının özeti değildir.Sadece belli bir dönemde,belli ölçütlere göre yapılan akedemik bir değerlendirmedir.Yüksek not alan bir çocuğu aşırı yüceltmek ,düşük not alanı üzmek yada utandırmak aynı derecede yanlıştır.Birincisi çocuğumuza “değerim notlarım kadar”duygusunu hissettirirken,ikincisi “başarısızsam değersizim” duygusunun yerleştirir.
Ayrıca, karne günü “kıyaslama günü “de olmamalıdır.İşte şu komşunun kızı sınıf birincisi olmuş, yok kuzenin takdir almış falan filan…özellikle de kimseye çocuğunuz hakkında eleştiri yapabilme gücünü vermeyin.Her çocuk özeldir,her çocuğun yeteneği ,ilgisi ve öğrenme hızı farklıdır.Bu tarz yaklaşımla çocuğunuzun omuzlarına gereksiz yükler yüklemeyin.Akedemik başarı zamanla değişebilir ama, özgüveni zedelenmiş bir çocuğu onarmak çok daha zordur.
Ebeveynler olarak karne gününü sorgulama günü değil,anlama günü yapmalıyız.”Nerede zorlandın?” “nasıl yardımcı olabiliriz?” gibi sorular sorarak,ceza ödül metodu değil,destek ve empati yaparak yardımcı olmaya çalışmalıyız.
Her zaman savunduğum gibi; “diplomalar meslek içindir”Önceliğimiz,aklaklı,merhametli,vicdanlı ve vatana millete hayırlı çocuklar yetiştirmektir.Aksi halde; adalet terazisi yanlış bir hakim, merhametsiz bir doktor,yanlışı savunan bir avukat, iyiyi ,doğruyu öğretmeyen bir öğretmen yetiştirmek toplum için başarı değil zarar getirir.
Bu karne gününde çocuklarımıza şunu hissettirelim “notlarım ne olursa olsun ,ben değerliyim “…
Yorumlar
Kalan Karakter: