Duyguların Bastırılması ve Hastalıklar
Reklam
Buse Baltalılar

Buse Baltalılar

Duyguların Bastırılması ve Hastalıklar

16 Aralık 2020 - 14:14

Herkese merhaba sevgili okuyucular; bugün sizlere Duyguların bastırılması ve Hastalıklar hakkında bir kitapta yayınlanan kısma yer vereceğim:
Hastalık kavramının tamamı çoğu zaman bastırılmış duygularla ilgilidir. Kişi içinde öfke tutuyorsa o öfkeli enerjinin bir yere gitmesi gerekir. Bazı insanlar öfkeyi çenesinde, bazıları ise göğsünde veya midesinde tutar. Aslında, öfkeli enerji vücudun aklınıza gelebilecek her yerinde tutulabilir. Bu enerji serbest bırakılmazsa hastalık halini alarak vücudun kendisine zarar verir. Yani, duygularını içinde tutup söylenmesi gerekenleri söyleyemeyen kişi çenesinde gerginlik hissedebilir. Bu da çene eklemi bozukluğu ya da diş gıcırdatmaya sebep olabilir. Ülser, mide veya bağırsak kanseri olan kişiler muhtemelen vücudun o bölgesinde uzun yıllarca öfke tutup onu ifade etmemişlerdir. Meme kanseri olan biri, belki de etrafındaki herkese bakmış ve onlara kurtarıcılık yapmıştır; ancak kendini ihmal etmiş, etrafına olan kızgınlığını vücudunda biriktirmiştir. Sonuç olarak, meme kadınların başkalarını beslediği parçasıdır. İngilizce’de hastalık/rahatsızlık anlamına gelen “dis-ease” sözcüğü, vücudun bir yerinde sıkıntı olduğuna işaret eder. Bir hastalığınız varsa kendinize şu soruyu sorun: ”Hayatımdaki zorluk, sıkıntı nedir?” İnsanlar çoğunlukla duygusal acılarını fiziksel acıya çevirir; Çünkü, “Midem ağrıyor”, demek, “Canım acıyor,” demekten daha kolay olabilir. 
.
.
.
“Kurban Tuzağından Kurtulmak” kitabından

Sonuç olarak bizler hayatta her türlü duyguyu yerinde ve zamanında yaşarsak onu aslında vücudumuzda bir yerde tutmamış oluruz ve daha dayanıklı bireyler haline geliriz. Son olarak diyeceğim duyguları yaşamaya izin verelim.
‘Mottomuz: Duygularını özgür bırak’ olsun

Uzman Klinik Psikolog/ Aile Danışmanı 
Buse Baltalılar

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Senem Akkuş
    3 ay önce
    Çok güzel bir yazı olmuş gerçekten hiç farkında olmadığınız ama yaşadığımız şeylermiş meğer