60 yaşından sonrası, hayatın zorlaştığı bir yer değil.
Aksine… yokuşun bittiği, nefesin yerine geldiği, yolun düzlüğe bağlandığı yerdir.
Artık koşturmak zorunda olmadığın, kimseye kendini ispatlamak zorunda hissetmediğin,
“bir gün” diye ertelediklerinin tam ortasında durduğun zamandır.
Çalıştın.
Yoruldun.
Emek verdin.
Çocuklarını büyüttün, uykusuz gecelerden geçtin, kendinden kısmayı öğrendin.
“Sonra yaparım” dediğin ne varsa, hep başkaları için erteledin.
Ve şimdi… çocuklar büyüdü. Kendi yollarına gittiler.
Sen hâlâ aynı cümlede mi takılı kalacaksın?
Şimdi yaşama zamanı.
Şimdi kendine zaman ayırma zamanı.
Şimdi “ileride yaparım” demeyi bırakma zamanı.
Çünkü ilerisi her zaman gelmez.
Torun sevgisi elbette kutsaldır.
İnsanın kalbine dokunan en saf duygulardan biridir.
Ama torun büyütmek sevgiyle olur, hayatı devralmakla değil.
Ebeveyn, kendi çocuğunun sorumluluğunu almayı öğrenmelidir.
Annelerimiz eskiden onca çocuğa nasıl baktıysa, bugün de anne-babalar bu yükü paylaşmayı değil, üstlenmeyi bilmeli.
Destek olmak başka bir şeydir; kendi hayatını bir kez daha başkasına adamak bambaşka.
Bir dur ve kendine şu soruyu sor:
Ben ne zaman yaşamayı planlıyorum?
Elden ayaktan düştüğünde mi?
Hastane koridorlarında doktor doktor gezerken mi?
Her şeyi yavaş yavaş unuttuğunda, yaşlılık sendromu başladığında mı?
Bakım planları yapılırken, “artık yapamaz” denildiğinde mi?
Hayatı yaşamayı, sağlığın yerindeyken planlamazsan;
o hayaller bir gün senin yerine başkalarının anlattığı hikâyelere dönüşür.
Gitmek istediğin yerler “keşke” olur.
Yapmak isteyip yapamadıkların “ah” olur.
Ve zaman, geri gelmeyen bir misafir gibi sessizce çekip gider.
Çalıştın.
Emekli oldun.
Çocuklar büyüdü.
Ama hâlâ zamanın var sanıyorsan, kendini kandırıyorsun.
Kimseyi tam anlamıyla memnun edemezsin bu hayatta.
Ne kadar verirsen ver, hep bir şey daha beklenir.
Birine “evet” dedikçe, kendinden biraz daha eksilirsin.
Ve bir gün aynaya baktığında şu soruyla baş başa kalırsın:
Benim hayatım nerede?
Hayatın son yılları, başkalarının beklentilerini taşımak için değil;
kendinle barışmak, kendini mutlu etmek içindir.
Gezmek istiyorsan gez.
Dinlenmek istiyorsan dinlen.
Sabahları alarm kurmadan uyan.
Kahveni acele etmeden iç.
İstediğin yerde ol, istemediğin yerde durma.
Sağlığın yerindeyken yap.
Gücün varken yap.
Kalbin hâlâ istiyorken yap.
Çünkü hayat, bakıma muhtaç olduğunda planlanmaz.
Hayat, ayakta durabiliyorken yaşanır.
Ve kimseye bırakılacak bir miras değil;
kendine verilmiş bir emanettir.
Bir gün sana bakacak birileri olur belki…
ama bugün yaşamadığın hayatın telafisi asla olmaz.

Yorumlar
Kalan Karakter: