AŞK PARAYI SEVMEZ ELLE  YAZILMIŞ MEKTUPLARI SEVER
Reklam
İlhan Yaman

İlhan Yaman

AŞK PARAYI SEVMEZ ELLE  YAZILMIŞ MEKTUPLARI SEVER

13 Şubat 2018 - 10:22

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım ile sohbet ederken bir şey fark ettim yaş otuz oldu ondan mıdır bilinmez. Sonra birden “eskiden” diye başlayan cümleler kurmaya başladık ve o arada ben de On dört Şubat Sevgililer Günü de yaklaşıyorken günümüzde yaşanan aşkları görünce "Eskiden aşk nasıldı acaba?" diye geçirdim içimden, "Garip bir histir ama çok güzelmiş be." dedim kendi kendime...

Aşkın paha biçilecek, bir teraziye koyulacak değeri yok, hiçbir sınırlaması da. Sevenin yüreğine düşmüşse aşk denizlerden de, gökyüzünden de, dünyadan da büyük; peki ya nerde o eski aşklar, ne bir pırlantaya ne de bir paraya satılmayan o tertemiz aşklar?

İlk kez sinemaya gittikleri biletleri saklayan sevgililer var mıdır hala ?

Siyah beyaz filmlerdeki gibi, aşka ettiği yeminlerin arkasında duran onurlu insanlar kalmış mıdır? Fotoğrafını göğsümüzün sol yanında taşıdığımız masum sevdaların hayali bile kalmadı...

Aşktan geçilmeyen mahalleler kalmış mıdır ya da yazdığı mektupları taşın altına koyup, sevdiğinin almasını bekleyenler?

El yazması şiirlerin kaç paralık değeri kalmıştır?.

Yoksul bir cüzdanın zengin bir yürekle kardeş olmasının mümkün olmayacağı ortadayken sevme- sevilme şartlarını niçin maddi değerler belirliyor?

Aşkın şarabından içenler de yok sevdası için ölenler de, bir gün biriyle diğer gün ötekiyle takılanlar çoğaldı. Özler olduk saf temiz duygulu insanları, yok artık kalmadı.

Çünkü gerçek aşk parayı sevmez. Elle yazılmış mektupları sever hayatını bağışlamayı, iki oda bir mutfak evleri...

Yarayı bile özenle korumayı sever, iyi günde kötü günde el ele tutuşmayı da. Yılda sadece bir kez hatırlanmayı değil.

Ask bir araba dolusu çiçeği değil yüreğini sevdiğinin kapısına boşaltmaktır. Çiftleşen ateşböcekleri gibi yanmak ve aydınlanmaktır aşk.

 Aşk sabır taşıdır, bazen de akıl hastalığıdır.

Çaresizliğin anahtarını kaybetsen de, kapı önünde beklemektedir saatlerce.

Oysa bugün aşk her gün beraber olmak,çıkmak,sürekli cep telefonuyla konuşarak haberleşmek anlamına gelir oldu. Öylesine birbirlerine doyuyorlar ki sevgililer yaşayacak, doyacak bir şey kalmıyor kısa zaman sonra geriye. Sevdanın gizemine yer bırakmıyorlar. Doyumsuzluk almış başını gidiyor, işte bu yüzden evlilikler 3-5 ay sonra bitiyor.

Aşk bizim gibileri çok görmüştür de bizim gibiler gerçek aşkı ancak siyah beyaz filmlerde görmüştür.

Bir şarkıda, bir kokuda unuttuğunuz eski bir aşka rastlarsanız korkmayın. Kahvenizden bir yudum çekin, geçip gidecektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum