Kırşehir yazmakla bitmez..Orta Anadolu’nun bu gelişmekte olan kentine gittiniz, Neşet Ertaş’tan söz etmeden geçemezsiniz.. Geçmemelisiniz.. Bozkırın Tezenesi Ertaş’tan..
Tezene kelimesi Türkçeye Farsça’dan gelme. Farsçadaki tāziyāne kelimesinden gelmiş. Türk Dil Kurumu’nun sitesinde yer alan bilgiye göre tezene çalgıç, mızrap anlamı taşıyor. İngilizceden çevrilen pena kelimesi de aynı anlamda kullanılıyor fakat bu kullanım yanlış çağrışımlara neden oluyor.
Tezene, penadan farklı olarak kiraz ağacı kabuğundan yapılmakta ve bağlama veya saz çalmaktaki mızraplar için kullanılmakta. Halk müziği alanında bağlama ve saz çalarken yöreden yöreye göre değişen tellere vurma biçimine de tezene deniliyor.
Kökeni Orta Asya’ya kadar uzanan saz ve söz kültürünün Anadolu’daki ifadesi olan bozlaklar, Orta Anadolu’da özellikle Kırşehir’de önemli bir yere sahipti. Hiçbir müzik eğitimi almadıkları halde Türk Halk Müziği’ne unutulmayacak eserler kazandıran Aşık Said, Muharrem Ertaş, Ali Çekiç, Şemsi Yastıman ve en büyük saz ve söz ustadı Neşet Ertaş gibi ozanlar, ülke genelinde müziğin gelişmesine ve yeni eserlerle yeni sanatçıların ortaya çıkmasına katkıda bulunmuşlar.
Ozan geleneğinde eserler kayıt altına alınmadığından, Kırşehir türküleri bugün birçok yörede kaynak gösterilmeksizin farklı ağız ve yorumlarla söylenmekte. Kırşehir’li ozanlar, genellikle mütevazi bir hayat sürmüşler, gözü tok ama gönlü zengin yaşamışlar. Sazlarıyla, sözleriyle geçmişi bugüne, bugünü geleceğe taşımışlar, toplumun yaşam biçimlerini, düşünce ve duygularını, olaylara bakış açılarını saz ve söz ile dile getirmişler.
Sesi sazı ile babası Muharrem Ertaş’ın yolunu sürdüren Neşet Ertaş, 1938 yılında Kırşehir’ in Kırtıllar köyünde dünyaya geldi. İlkokul çağlarında önce keman, sonra da bağlama çalmasını öğrendi. Babası ile birlikte yörenin düğünlerinde saz çalıp türkü söylemeye başladı.
Ertaş 1957 yılının sonunda İstanbul’a gelerek Şen Çalar Plak’ta ilk plağını “ Neden Garip Garip Ötersin Bülbül ” adı ile babasına ait türküyle çıkardı. Çok beğenilen bu plağın ardından diğer plak, kaset ve halk konserleri takip etti. Albümlerinden bazıları “ Hareli Gelin ”, “ Çoban ”, “ Diloylu Halay Havası ”, “ Yardan Tatlısı Bulunmaz ”, “ Ceylan ”, “ Vefasız Yar Aşkına ”, “ Hasta Düştüm ”, “ Uyma Sakın ”…
Daha sonra Ertaş Ankara’da TRT Radyo Evi’ne girdi. Burada yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle kardeşinin daveti üzerine Almanya’ya gitmeye karar verdi. Çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun süre Almanya’da kalan sanatçı, 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle sahne hayatına geri döndü. Unesco somut olmayan kültürel mirasın korunması sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden “ Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanteri ” ne alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet Konservatuarı tarafından Fahri doktora ödülüne layık görüldü, bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuarlarda ders olarak okutulmaya başlandı.
.25 Eylül 2012 tarihinde İzmir’de tedavi gördüğü Medical Park Hastanesi’nde ileri evrede prostat kanseri nedeniyle yaşamını yitiren Ertaş’ı tanımakla büyük mutluluk duydum. Şimdiki adı Medical Point olan hastanede birkaç kez ziyaret etmiştim.
Kırşehir’de kaldığımız Big Thermal Spa Resort otelinde bir “Neşet Ertaş Türkü Bahçası” var. Ayrıca belediyenin kültür merkezi Neşet Ertaş’ın adını taşıyor ve zemin katta kalıcı bir sergiyi gezebiliyorsunuz. Tesiste 7600 metre kare kapalı kullanım alanı, 500 araç kapasiteli açık otopark ve oyun gruplarının bulunduğu bir açık hava parkı bulunuyor. Çeşitli kültürel etkinliklere uygun, çok amaçlı toplantı salonu 800 kişilik Gösteri Merkezi’nde sempozyumlar, paneller, konferanslar düzenlenebilmekte, konserler verilebilmekte, halk ve tiyatro oyunları oynanabilmekte, resim ve fotoğraf sergileri düzenlenebilmektedir.
Neşet Ertaş, günümüzün en önemli ozanlarından biriydi. Belki bir zamanlar ülke şartlarından dolayı kendisi hak etmediği birtakım uygulamalara maruz kalsa da, sanatının, insani değerlerinin zirvesinde bir yaşam sürerek aramızdan ayrıldı. Onun sesi ve sözü, bizlere sanki yüzyıllar ötesinden sesleniyor gibiydi.
Kırşehir Valiliği Yayınları arasında çıkan Bozkırın Tezenesi adlı armağan kitapta edebiyat ve sanat dünyasından birçok isim kendi dünyalarındaki Neşet Ertaş’ı anlatıyorlar. Kitabın editörlüğünü Fahri Tuna üstlenmiş.
.
Kitapta büyük ustayı anlatan her isimden gönülden geçen sözlere, ezgilere göndermeler var. Şair Nurullah Genç, “Gönül ırmağından gönül dağına” derken ustanın yüce dağlar gibi büyük, içi sevgi dolu yüreğine göndermeler yapıyor. Sadık Yalsızuçanlar, “Gönül dağında bir garip” diyerek Neşet Usta’ya; baş döndüren bu dünyada bir garip edasıyla yaşayan gönül dağlı ozanı anlatıyor. “Bilemedim kıymetini kadrini / hata benim, günah benim, suç benim” sözleriyle. “Onda gönül, yağmur ve borana uğramış bir dağdır kimi zaman” diyor Hüseyin Akın yazısında. Gurbeti, acıyı, kalbin hüzünlü yanını bize hatırlatan Neşet Usta’nın ömrünü neden gönül dağının hüznüne eş tuttuğunu dillendiriyor türküler eşliğinde: “garip bülbül gibi feryat ederiz / cahiller elinde küskün kederiz” “Özünü bendine çeviren ozan” diyor Bayram Bilge Tokel onun için. Hem bir müzik adamı gözüyle, hem de bir dost olarak Neşet Ertaş’ı anlatırken Tokel, “Bizim silahımız gönüldür, gönülle ağlatır gönülle güldürürüz.” sözünü merkeze alıyor. Sanatçı Ertaş ile gönül insanı Ertaş’ı harmanlayarak bir muhabbet terennümü sunuyor.
Neşet Ertaş’ın babadan gelen bir yeteneği olduğu kesin. Muharrem Ertaş bu topraklarda yetişmiş en önemli bozlak ustasıydı. Onun Avşar ellerinden yükselen sesini daha sonra oğlu günümüze kadar taşımıştır.
Gönül Dağı’ndan birkaç satır..
Gönül dağı yağmur yağmur, boran olunca
Akar can özümde sel gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinamı yaralar, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy
Dil gizli gizli , Dil gizli gizli
Dost elinden “Gel” olmazsa varılmaz
Rızasız bahçanın gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır, görülmez
Gönülden gönüle gider, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy, yâr oy
Yol gizli gizli, Yol gizli gizli
Erkan Sevinç
Yorumlar
Kalan Karakter: