Çay 5 lira..Simit 5 lira..Ayran 5 lira..Su 5 lira.. Rüyamda değil gerçekten gördüm bu fiyatları..Nerede? Konya’da.. Konya Büyükşehir Belediyesi sosyal tesislerindeki rakamlar. Konya’da pırıl pırıl tuvaletler de ücretsiz..Aslında her yer tertemiz. Geniş caddeler, yemyeşil parklar, devlete ait ya da özel mekanlar..Emekliler için ücretsiz Konya turları var, kurslar var. Öğrenciler Bilim Merkezi’nde ufuklarını açıyorlar, maddi ve manevi destek var. 2 dönem Selçuklu belediye başkanlığı yapmış şimdilerde büyükşehirde ikinci dönemini sürdüren Uğur İbrahim Altay Konya’ya sadece sosyal belediyecilikte değil her anlamda çağ atlatmış. Bir dönem İnşaat Mühendisleri Odası şube başkanlığı da yapmış olan Altay geçen ay Fas’ın Tanca kentinde gerçekleştirilen, dünya genelinde 240 binden fazla yerel ve bölgesel yönetimi temsil eden dünyanın en büyük yerel yönetimler ağının da başkanı.
Başkan “Konya’ya gelenler Konya’dan etkileniyorlar. Umarım siz de etkilenmişsinizdir. Bize iki şey söyleniyor; birincisi çok temiz bir şehir, pırıl pırıl. İkincisi burada bir dinginlik, sakinlik var diyorlar. O da Hazreti Mevlana’dan şehrimize kalma bir mirastır. Biz hem bir eski başkentin fertleri olarak hem de Hazreti Mevlana’nın hemşehrileri olarak gelen misafirlerimizi en güzel şekilde karşılamaya gayret ediyoruz” diyor.
Altay korumasız dolaşan nerdeyse gününün 24 saatini kenti için harcayan bir başkan. Özellikle şehir merkezindeki tarihi alanın yeniden ortaya çıkarılması/Darilmülk, kentsel dönüşüm, raylı ulaşım, yapıların restorasyonu, alt yapı çalışmaları ve yeni projeler için kesinlikle kutlanmalı.
Bisiklet yolları var…Bisiklet tramvayı var… Bisiklet Müzesi var… Müze açılalı 6 ay olmuş..İlk fırsatta özgürlüğüne kavuşacağını beklediğimiz işine bisikletle giden önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer mutlaka burayı görmeli.
Konya’ya nasıl gittik? Olağanüstü bir organizasyonla..İzmir Konyalılar Dernekleri Birliği Konfederasyonu ve Konyalılar Kültür ve Dayanışma Vakfı Başkanı Mehmet Aydoğan’ın uzun yıllardır hayalini kurduğu “İzmir-Konya Gönül Köprüsü Projesi” çerçevesinde..50 sivil toplum kuruluşu, federasyon başkanı ve 32 gazeteci. 12 saat gittik ,12 saat geldik. Konya Mavi Treni’nde öyle dostluklar kuruldu ki. Anlatılmaz yaşanır…
Konya’da iki gün boyunca çok önemli yerleri gezme, Konya mutfağını tanıma fırsatını bulduk. Bamya Çorbası’nın tadı ve lezzeti hala damağımda.
Çatalhöyük’ten bahsetmek istiyorum sizlere. Önce oraya gittik. Zaten Konya dünyanın merkezi’nde. ”Gez dünyayı Gör Konya’yı” diyorlar ya bence gör Çatalhöyük’ü. Konya’nın 52 km. güneydoğusunda…
Çumra ilçesinde yer alan, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilen Çatalhöyük, 1958 yılında keşfedilmiş. Çeşitli aralıklarla yapılan bilimsel kazılar günümüzde de devam ediyor. Kazılar Cambridge Üniversitesi’nden Ian Hodder tarafından yönetilmekte ve İngiliz, Türk, Yunan, Amerikalı araştırmacılardan oluşan karma bir ekip tarafından yürütülmekte. İlk buluntular MÖ 7400 yıllarına kadar uzanıyor.1963 yılı kazıları sırasında Çatalhöyük Kent Planı olduğu anlaşılan bir harita ortaya çıkarıldı. Günümüzden yaklaşık olarak 8200 yıl öncesine tarihlenen radyokarbon tarihleme yöntemi ile saptanan bu çizim, dünyanın bilinen ilk haritası. Yaklaşık olarak 3 metre uzunluğa ve 90 cm. yüksekliğe sahip. Orijinali Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor.

Çatalhöyük’te enteresan bir mimari var. Bir ailenin evdeki yaşam süresi bittiğinde ev toprakla doldurulmuş, üzerine yenisi yapılmış. Yeni evlerin sürekli yapılması ile günümüzde 21 metre yüksekliğe sahip bir höyük oluşmuş. Höyük’te 18 yapı katı açığa çıkarılmış durumda. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamış. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil toprak. Evler tek katlı , eve giriş damda açılan bir delikten, merdivenle oluyor. Her ev bir oda ve bir depodan oluşuyor. Odaların içinde dörtgen ocaklar dikkati çekiyor. Duvarlar sıvalı, sıva üzeri beyaza boyandıktan sonra sarı, kırmızı ve siyah tonlarda resimler yapılmış. Boğa, koç ve geyik başları..Bu temaların yanında rölyef halinde insan figürleri ile hayvan figürleri de görülmekte.
Çatalhöyük, madenciliğin Anadolu’daki başlangıç tarihini Neolitik Dönem’e kadar indirmekte, o dönem insanının toplayıcılık ve avcılığın yanı sıra çiftçilikle de uğraştığını gösteren zengin buluntularıyla dikkat çekmekte. Çatalhöyük, duvar resimlerinde kent planına yer veren ilk yerleşim merkezi. Günümüzdeki mülkiyet kavramının o devirde başladığı, pişmiş topraktan yapılmış damga mühürlerle belgelenmiş.
Çatalhöyük’te bulunan en önemli objelerden bir tanesi de yüksek kabartma ana tanrıça motifleri. Bunlar, o dönemde dini inançların güçlü bir tanrıça etrafında şekillendirildiğini, eserlerin de tanrısal dişiliğe duyulan saygının izleri olduğunu göstermekte.
Haa bu arada evlerin kapıları ve pencereleri yok. Çatıdan giriş yapılmasının başlıca nedenleri olarak topluluğun güvenlik kaygıları öne sürülüyor. Hayvan saldırılarından korunma ve su basmasına karşın böyle bir yapılanma ortaya çıkmış. Böylece topluluk, kendi içine kapalı ama bir o kadar da korunaklı bir yaşam sürdürebiliyormuş. Çatılar aynı zamanda yürüyüş alanı olarak da kullanılıyormuş, bireyler çatıdan çatıya geçerek dolaşıyorlarmış.
Evleri kapısız, penceresiz, loş ve isli mekânlardı.
Hadi gelin Ahmet Kaya dinleyip ruhumuzu dinginleyelim..
“Hani benim sevincim nerde
Bilyelerim, topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz
Penceresiz kaldım anne
Penceresiz kaldım anne”
Erkan Sevinç
Yorumlar
Kalan Karakter: