
Arkadaşlar arasında çok sık yaptığımız espridir. Birisi bir bilgi ya da bir duyum atar ortaya.. Kimse inanmaz ancak cevap kesindir: Kadir İnanır..
Kimileri için “Tatar Ramazan”, kimileri için “Kara Bayram”, birçokları içinse “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın İlyas’ı…
İnanır, 14 Mayıs’ta rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede 77 yaşında hayatını kaybetti. Bugün onu sonsuzluğa uğurluyoruz.
1949 yılında Ordu’nun Fatsa ilçesinde aslen Trabzon Sürmeneli bir ailenin 14’üncü ve son çocuğu olarak dünyaya geldi. Lise eğitimini İstanbul’da yatılı okuduğu Haydarpaşa Lisesi’nde tamamladı. Ardından şu anki adı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi olan İstanbul Gazetecilik Yüksekokulu’nda Radyo-Televizyon Bölümü’nü bitirdi.
1968 yılında Ses dergisinin düzenlediği ve Engin Çağlar, Sümer Tilmaç ve Demir Karahan gibi daha sonra ünlenecek isimlerin de katıldığı Sinema Artisti Yarışması’nda derece alamasa da aynı yıl Saklambaç gazetesinin Fotoroman Artisti Yarışması’nı kazanmayı başardı. 1968’de “Yedi Adım Sonra” filminde aldığı rolle de sinemaya adım attı.
İlk başrolünü ise 1970’de Atıf Yılmaz’ın yönettiği “Kara Gözlüm” filminde, ilerleyen yıllarda birçok yapımda daha birlikte rol alacağı Türkan Şoray’la oynadı.
İnanır-Şoray ikilisi, Yeşilçam’ın en sevilen aşk filmlerinden olan “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın yanı sıra “Bodrum Hakimi”, “Dila Hanım” ve “Devlerin Aşkı” gibi yapımlarla hafızalarda yer edindi. 2003 yapımı “Gönderilmemiş Mektuplar” filmi, hayranlarının bu ikiliyi beyaz perdede yan yana gördüğü son film oldu.
Gülüşü ve sert bakışlarıyla Türk sinemasının simge isimlerinden biri olan İnanır’ın kariyerindeki son filmi ise 2019 yapımı “Kapı” oldu.
Sanat hayatına 1973’te Altın Koza Film Festivali’nde “Utanç” filmiyle, 1986’da ise Altın Portakal Film Festivali’nde “Yılanların Öcü” ile aldığı “En İyi Erkek Oyuncu” ödülleri dâhil çok sayıda başarı sığdırdı.
Birçok meslektaşının aksine siyasi ve toplumsal konularda doğru bildiğini söylemekten çekinmedi. 2013’teki çözüm sürecinde 63 kişilik Akil İnsanlar Heyeti’nde yer aldı. Bu heyette kendisine yer verilmesini eleştirenlere, rol aldığı filmlere bakmalarını söyledi. “Yaptığım filmlerin çok önemli bir bölümünde doğudaki insanların yaşadıkları sıkıntıların tam gerçek hâli vardır. Tapu Kadastro Genel Müdürü ile toprakların her karışının özelliğini tartışacak kadar bu ülkeyi tanıyorum” diyerek söz konusu eleştirilere yıllar sonra yanıt verdi. Bu filmleri çekerken halkın çektiği ıstırapları gördüklerini belirten sanatçı “Katırcılar” filmini kastederek “Altı ay orada karın içinde kalıp film çekmişim ben. O günlerde bana büyük haksızlık yapıldı” dedi.
Açıklamalarında hep “barış” vurgusu yapan ve bu ülkenin “barışı hak ettiğini” söyleyen İnanır, “Barış için konuşmayanlar, savaşın tarafı olurlar” tezini savundu.
İnanır’ın siyasete resmen atılmak için önünde fırsatları da oldu.2015 ve 2018 yıllarında Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) aldığı milletvekili adaylığı tekliflerini reddetti. Bu kararına gerekçe olarak şunu gösterdi:
“‘Tanınan, sevilen birini bu partide görelim’ anlayışını ben doğru bulmadım. Çünkü o partinin var olması için ya da o partinin savunduğu bütün değerler için yıllarca uğraşmış, çalışmış, bedeller ödemiş bir sürü insan varken ben birdenbire onların önüne geçip milletvekili olamam. Buna karakterim müsait değil.”
2020 yılında “iktidarın her türlü saldırısına rağmen yaşamdan yana net tutum alması ve savaş karşıtı tavrından vazgeçmemesi” nedeniyle Diyarbakır Tabip Odası (DTO) tarafından “Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü”ne layık görüldü.
Cezaevindeki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için “Türkiyenin son zamanlarda yetiştirdiği en önemli siyasetçi ” ifadesini kullandı. Demirtaş’ın yanında görünmekten çekinmedi.
Şu an tutuklu olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu içinse “Telefon açtığım zaman hemen çıkar telefonuma. Çok iyi arkadaşım” dedi.
Ailesinin Cumhuriyet Halk Partili (CHP) olduğunu, kendisinin de sol gelenekten geldiğini belirtti. İnanır, “Ben bu halkın içinden geldim. Bu halkla yaşadım. Benim tek mücadelem var: Halkımı ezdirmemek. Benimle aynı kaderi paylaşanların yaşamlarını onurlu kılmak. Hiçbir gücün karşısında boyun eğmedim. Eğmeyeceğim. Onların yazdığı tarihi değil, halkın yazdığı tarihi anlatacağım” şeklinde konuştu.
Oyunculuk yeteneğini yakışıklılığı ve karizmasıyla birleştirerek Yeşilçam’ın sayılı jönleri arasına girmeyi başaran İnanır hiç evlenmedi. Ancak tiyatro ve sinema oyuncusu Jülide Kural’la doksanlı yılların sonunda başlayan ve ünlü aktörün ölümüne dek süren yaklaşık çeyrek asırlık bir hayat arkadaşlığı oldu. İnanır-Kural çifti bu süre zarfında en zorlu anlarında hep birbirlerinin yanındaydı.
Kural 2016 yılında kapatılan Özgür Gündem gazetesinin bir günlük “nöbetçi genel yayın yönetmeni” olduğu için “basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” suçundan yargılanırken de İnanır mahkemede hayat arkadaşını yalnız bırakmadı.
Duruşma salonundaki romantik havadan mahkeme başkanı da etkilenmiş olacak ki bir sonraki duruşma tarihi olarak 14 Şubat’ı belirlediğini açıklarken “Duruşma tarihini Sevgililer Günü’ne erteliyorum. Artık çiçek böcekle gelirsiniz” dedi.
Kural ise son yıllarını sık sık nükseden sağlık sorunlarıyla geçiren İnanır’ı bu süreçte hiç yalnız bırakmadı. İnanır son nefesini verene kadar da yanında oldu.
Kadir İnanır’la unutulmaz anımdan söz edeyim. Karacan Yayınları’nın İzmir temsilciliğini yapıyorum.Yayınlarımız arasında “Türkiye Playboy” da var. Playboy müstehcen olmayan güzel görsellerle içeriğini zenginleştiren bir yayın. Dünyanın en önemli kişileri ilk Playboy röportajları ile seslerini duyurdular. Hugh Hefner’a ait Playboy dergisi’nde Fidel Castro’dan Gorbaçov’a, Yaser Arafat’tan Jayne Kennedy’e kadar birçok önemli isim yer aldı. Türkiye edisyonunda verilen görevler çerçevesinde önemli isimlerle röportaj yapma olanağı buldum. Rauf Denktaş, Hülya Avşar, Ahmet Altan, Kadir İnanır gibi…
İnanır Kuşadası’nda film çekiyordu. Çekim arasında konudan bahsettim, kabul etti. “Yalnız öyle saatlerce zamanım yok. Nerede beni yakalarsan sor sorunu..Sonra devam et” dedi. Röportaj nedeniyle 3 gün Kuşadası’nda kaldım. Bazen 10 dakika bazen yarım saat röportajı tamamladım. Playboy’da yayınlanan röportaj biyik ses getirdi. Çoğu yayın organı alıntılar yaptılar.
Yıllar sonra İzmir’de bir etkinlikte karşılaştık. Tanıdı ve “Hiç değişmemişsin. Viskiye devam mı?” dedi. “Sen de öyle” diye yanıt verdim. “Sigarayı bir türlü bırakamadım. İçkinin, muhabbetin yanında çok ta keyif be” demez mi?
Yaşam öyküsünü konu alan ve geçen yıl 44’üncü İstanbul Film Festivali’nde gösterilen sinemacı Hüseyin Karabey’in“Kuzeyden Gelen Adam” belgeselinde Kadir İnanır’la farklı zamanlarda çekim yapılmış. Uzun zamana yayılan bir çekim serüveni. Aynı benim röportaj gibi…
Laz Deli Mehmet lakaplı babasının vurdulu kırdılı hayatının bıraktığı izden mi, dönemin erkeklik kodlarının çok alkış aldığı yıllarda öfkeli, sert erkek rollerden birini Fikret Hakan ile paylaşır ama ‘erkeklik’ dövüşünde Fikret Hakan Kadir İnanır’ın rol gereği bile kendisini dövemeyeceğini söyler!
“Fikret Hakan beni dövüyor, bir süre de ben ona vurmaya başlıyorum. Hikâyenin senaryosunda yazılmış, herkes okumuş. Sete gittik. Fikret Hakan beni dövdü, benim de ona vurmam lazımken Fikret ’Ben Kadir İnanır’dan dayak yemem’ dedi. Yönetmen dedi ki, ‘Ne diyorsun sen? Senaryoda adam da sana vuracak’. ‘Yok, bana vuramaz ’ dedi. ‘Terk et o zaman seti.’ denilince gitti adam.”
Son sözler Kadır İnanır’dan..
“Bir isteğim var. Benim ağzımdan barıştan başka hiçbir şey çıkmadı. Ellerimizi birleştireceğiz, kalplerimizi kucaklaştıracağız ve büyük barışı mutlaka sağlayacağız. İşte o zaman bu dünyanın en güzel ülkesi ve burada yaşayan milyonlarca insan koca ülkeyi festival alanına çevirecek. Hep bir ağızdan coşkuyla bağıracak ‘Yaşasın tam bağımsız Türkiye!’ diye.”
Erkan Sevinç
Yorumlar
Kalan Karakter: