Hayat bana en çok insanı öğretti. Ne okuduğum kitaplar, ne geçtiğim yollar, ne de yılların kendisi... En büyük ders, insanın insana yaşattıkları oldu.
Bir taş ustasının sözü hiç aklımdan çıkmıyor:
"Taş, son çekiç darbesiyle kırılmaz.
Ondan önce aldığı yüzlerce darbenin yükünü taşır.
Son darbe sadece kırılışın görünen anıdır." İnsan da böyledir. Kimse bir gecede değişmez. Kimse bir sabah uyandığında sevgisini, güvenini, umudunu geride bırakmaz. Vazgeçişler sessizdir. İçten içe büyür. Her kırgınlık küçük bir çatlak açar. Her ihmal biraz daha eksiltir. Her yalan güvenin bir tuğlasını söker. Sonra bir gün herkes "Neden gitti?" diye sorar. Oysa asıl soru, "O güne gelene kadar neler yaşadı?" olmalıdır.
İnsan umutla yaşar. Hayalleriyle nefes alır. Geleceğe dair kurduğu küçücük bir düş bile onu hayata bağlar. En büyük yıkım ise umutların birer birer elinden alınmasıdır. Çünkü umut kırıldığında sadece bir hayal ölmez; insanın içindeki yaşama sevinci de sessizce solmaya başlar.
Zaman bana bir gerçeği daha öğretti: İnsanlar kendilerini anlatırken çoğu zaman gerçeği değil, görmek istediğin yüzlerini gösterirler. Madalyonun parlayan tarafını uzatırlar. Kusurlarını, öfkelerini, bencilliklerini, kırılmış yanlarını saklarlar. Biz de o parıltıya inanırız. Sonra zaman geçer, sayfalar çevrilir ve anlarız ki insan, kapağına bakılarak okunacak bir kitap değildir. Her sayfasında başka bir hikâye, başka bir yüz, başka bir sessizlik vardır.
Belki de en büyük eksikliğimiz sevmeyi tam anlamıyla öğrenememiş olmamızdır. Oysa sevgi sadece bir duygu değildir; bir sorumluluktur. Bir emektir. Bir sabırdır. Bir vicdandır.
Bir serçeyi düşünün... Küçücük bedeniyle gökyüzüne meydan okur. Kanatları inceciktir. Ona sertçe dokunsanız incinir. İşte insan kalbi de böyledir. Görünmez ama en hassas yerimizdir. Bir sözle kırılır, bir bakışla susar, bir ilgisizlikle yorulur. Buna rağmen en çok da sevdiğimiz insanların kalbini incitiriz. Çünkü onların hep affedeceğini sanırız.
Oysa sevmek; sahip olmak değildir. Sevmek, zarar vermemektir. Güven vermektir. Saygı duymaktır. Bir insanı gözünden sakınacak kadar değerli görebilmektir. Onun yokluğunu düşünmeden varlığının kıymetini bilmektir. Çünkü sevgi, kaybedince anlaşılacak bir duygu değildir.
Ne acıdır ki insanlar çoğu zaman değerini, kaybettiklerinden sonra anlıyor. Gidenin ardından söylenen "Keşke..." kelimesi, çoğu zaman hiçbir şeyi geri getirmiyor. Kırılan kalpler bazen affetse bile eski hâline dönemiyor. Çünkü bazı izler görünmese de ömür boyu insanın içinde yaşamaya devam ediyor.
Bu yüzden sevgiyi ertelemeyin. Güzel sözleri yarına bırakmayın. Bir insanın kıymetini, onu kaybetmeden bilin. Çünkü hayatın bize neyi ne zaman alacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.
Ve unutmayın...
Hiç kimse tek bir sözle gitmez. Hiç kimse tek bir hatayla vazgeçmez. Her kırgınlık, görünmeyen bir çekiç darbesidir. Son darbe ise sadece herkesin gördüğü andır.
Kalp camdan daha kırılgandır. Güven kâğıttan daha ince, sevgi ise ömür boyu emek isteyen bir emanettir. Eğer gerçekten seviyorsanız; incitmeyin, küçümsemeyin, değersiz hissettirmeyin. Çünkü bazı insanlar sessizce gider, ama geride bıraktıkları boşluk, bir ömür konuşur.
"Sevgi, bir kalbe dokunabilmek değil; dokunduğun kalbi incitmeden ömür boyu taşıyabilmektir."
🖊️ 𝒀𝒂𝒛𝒂𝒓 𝓗𝓲𝓵𝓪𝓵 𝓒𝓪𝓷𝓪𝓷 𝓢𝓸𝔂𝓵𝓾 𝓐𝓴𝓽𝓪ş 💫💔❤️🩹💘
✍️ 𝓚𝓪𝓵𝓮𝓶𝓲𝓷𝓭𝓮𝓷
Yorumlar
Kalan Karakter: